30 Aralık 2013 Pazartesi

Arabamın Kaloriferi Isıtmıyor ? Kaloriferden Neden Soğuk Hava Gelir? Genel Anlatım..


Kalorifer Arızaları


  Öncelikle sorunu öğrenelim. Aracınızın kaloriferini açtınız, gelen hava soğuk. Peki hararet göstergesi normal düzeyde mi yani 85 derecenin üstünde mi, kısacası motor sıcak mı öncelikle bunu kontrol edin. Eğer hararetiniz arabanızın uzun süredir çalışmasına rağmen soğuksa bunun sebeplerini birazdan aşağıda anlatacağım. Ama dediğim gibi hararet 90 derece civarında ve gelen hava soğuksa bunun sebebi direk olarak büyük olasılıkla

kalorifer peteğine gider. Küçük olasılıkla da motor suyu içerisinde hava vardır ve bu hava parçacıkları kalorifer peteğinde kalabildiği için de kalorifer soğuk hava gönderebilir sizlere ama dediğim gibi bu düşük olasılık çünkü motor suyunda hava olması durumunda başka aksaklıklar da gözünüze çarpar zaten. 

Kalorifer peteğinin tıkalı olması en sık rastlaşılan durumdur. İnsanlar yazın araçlarının suyu eksildikçe antifiriz yerine normal su koymayı tercih ediyorlar, kış gelince de donmasın diye antifiriz koyduruyorlar. Tabi yazın suyla paslanan motor bloğunun içerisindeki PAS parçaları kışın antifirizi görünce çözülüp soğutma sistemi içerisinde dolaşmaya başlıyor. Dolaşan pas parçaları buldukları en ince gözeneklere yani kalorifer peteğine doluşup orayı tıkıyor. 

Dolasıyla kalorifer peteği tıkandığı için içerisine sıcak su gelmiyor ve soğuk kalıyor yani kalorifer soğuk hava göndermeye başlıyor. Peki bunun Tıkalı olduğunu nasıl anlarız. Aracın motor kaputunu açınca karşıda içeri göğüs tarafına giren iki tane ortalama 35 mm çapında hortum bulunur. Bu hortumların biri kalorifer peteğine giriş diğeri de çıkışıdır. Giriş hortumuna dokunduğunuzda sıcak olur. Petek tıkalıysa peteğe giren hortum sıcak diğeri ise SOĞUK olur. Çünkü sıcak su petekte dolaşıp çıkamamaktadır. Bunun çözümü peteği söktürüp şişletirsiniz veya da değiştirirsiniz.

 Alternatif olarak bazı yerlerde bunu bir makinaya bağlayıp sökülmesine gerek kalmadan temizleyip tıkanıklılığı açmaktalar. Gerçekten tavsiye ederim %90 başarılı oluyor. Peki giriş ve çıkış hortumlarının ikisi de eşit şekilde sıcak ve kaloriferiniz hala soğuk üflüyorsa peteğiniz yine tıkalı demektir. Çünkü öyle olunca da sadece bir iki gözeneği açıktır ve su ordan dolaşıp hemen soğumadan çıkış yapar dolasıyla siz çıkış hortumunu sıcak görüp kaloriferiniz soğuk olur.
       
       Eğer ki aracınızın içine gelen sıcaklık derecesi normal ama gelen hava miktarı az diyorsanız da polen filtresini değiştirmeniz gerekiyor demektir.
  
   Eğer motorunuzun uzun süre çalışmış olmasına rağmen hiç ısınmıyorsa ve hararet göstergesi hep düşükse bunun sebebi çoğunlukla termostatın açık kalma sebebindendir, termostatı değiştirmelisiniz.
    Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım umarım yardımcı olabilmişimdir. Sorularınız olursa yorumdan sorabilirsiniz, mutlaka yardımcı olmaya çalışırım. Saygılarımla..


Triger Kayışı Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız...

Amörtisör ve Arızaları Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız...

Debriyaj, Vites ve Şanzuman Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız...

Aracınızın frenlerinden ses geliyorsa sebepleri için Tıklayın.. 

Range Rover Vogue Rulez B)


Uykuları kaçıracak nefasette bir Range Rover Vogue test videosu...Son saniyesine kadar yudum yudum zevkine ve tadına vararak izledim...Keyifli seyirler...

"RR Vogue Rulez" B)

Geçmiş Olsun Schumi

Kariyeri boyunca 7 adet Formula 1 şampiyonluğu yaşayarak kırılması zor bir rekora imza atan efsane pilot Michael Schumacher, 29 Aralık 2013 tarihinde geçirdiği talihsiz bir kayak kazası sebebiyle ağır yaralanmış olup, ghali hazırda yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermektedir. Dualarımız seninle Schumi, lanet yıl 2013'i sollar ve 2014 ve sonrasında yollarda olursun İnşaallah...


29 Aralık 2013 Pazar

Vites Sertleşmesi, Vitesin Zor Geçmesi, Vites Halatları Arızaları, Sebeplerİ ve Çözümleri

Vites Sertleşmesi, Vitesin Zor Geçmesi, Vites Halatları Arızaları, Sebeplerİ ve Çözümleri

Bugünlerde otomobil sahipleri araçlarının VİTES HALATLARIYLA kafayı yemiş olmalı. Çalıştığım servise günlük bir çok insan vites halatlarını bi yağlayalım diyerek geliyor. Sebep ne mi ? vites kolu vitese takarken yağ gibi gitmiyormuş daha sıkı gidiyormuş eskiye bakarak :)

     Yağlayınca da düzeleceğine inanılıyor. Bu durumla özellikle kış aylarında çok sık karşılaştığım için blog umda da paylaşmak istedim. Kışın soğuk günlerinde vites halatını da yağlasanız komple şanzımanı da yenileseniz o vitesiniz yazın sıcak günlerinde hareket ettiği gibi, tereyağ gibi viteslere geçtiği gibi kışın Geçmez. Bunu öncelikle belirtmiş olayım ve gelelim halatlara.

   Eğer aracınız 90 lı modellerde değilse 2004 modelin de üstündeyse halatın yağlanacak durumu yok demektir. Bunu şöyle izah ediyim. Vites halatı paslanmaya karşı koruma sağlamak için fabrika şeffaf sıkı bi kamlamayla halatın üzeri kaplamıştır. Şeffaf kaplamanın üzerinde ise halatın ileri-geri gidip geldiği plastik kılıf vardır ki bu kılıf da halatın içine su toz gibi şeylerin girmesini önler. Ayrıca şeffaf kaplama kaygan bi yapıya sahiptir ve bu plastik kılıfın içerisinde rahatlıkla hareket edebilir. Halatı yağlamak bu yüzden olmaz işte.

Yani Araç sahipleri halat dendiği zaman bunu bisikletin fren halatı zannediyor ama çok daha gelişmişi. Siz aracınızı tamirciye götürüp halatımı yağlayın dediğiniz zaman yağlarlar fakat yağı halatın ucundan sıkarlar o da 3 cm dahi içerisine gitmez.
  Peki halatta sıkıntı nasıl olur. Yukarıda bahsettiğim şeffaf kaplama
zamanla sertleşir ve çelik halatın üzerinde kavlamaya başlar. Kavlamaya başlayan kaplama halatın gidip geldiği en dıştaki kılıfa sürter veya sıkışır. Bu durumda vites kolu şertleşir zor geçmeye baslar. Bunun çözümü halatı değiştirmektir çünkü yağlamak yine çözüm getirmez. Halatta oluşabilecek diğer bi sıkıntı ise birbirine sarılmış çelik tellerden oluşan halattaki çelik tellerin biri veya bi kaçı kopar o tel yine dıştaki kılıfa sıkışarak halatın çalışmasını zorlaştırır aynı sıkıntıyı doğurur. Bunun çözümü de yine halatı değiştirmektir. Başka sıkıntı olarak da halat komple kopar o zaman zaten değiştirirsiniz yağlamak aklınıza gelmez :)



 
   Peki vites neden zor geçer öyleyse :  Vitesi taktığınızda bir sorun yok ise, vitese geçerken cırtlama gibi bir ses gelmiyor ise ve sadece şikayetiniz vites kolunun sert olması ise bu durum çoğunlukla soğuktan dolayı şanzımandan kaynaklanır. 

    Çünkü kışın şanzıman yağının kıvamı çok koyu olur akışkanlığı zayıflar ve dolayısıyla içerisinde vites maşonlarının hareket gücü düşer bu da size vites kolunun sert olmasıyla yansır. Eğer ekstra kalın bir yağ koydurmamışsanız şanzımana daha önce, yapacağınız tek sey havaların ısınmasını bekleyeceksiniz. Eğer kalın yağ koydurmuşsanız derhal şanzıman yağını aracınızın orijinal yağ numarasını öğrenerek o yağ ile yağını değiştirmelisiniz. 
   
Eğer havalar soğuk değil halatlar da sağlam ama vites hala zor geçiyor diyorsanız vites kolunun alt ucu topuz şeklinde dir ve o topuz yuvasında hareket etmektedir. Topuz yuvasında sıkı sıkıya çalışıyo olabilir o topuzu YAĞLAYARAK gevşetebilirsiniz. Veya da şanzıman tarafındaki vites halatlarının ucunda aşıklar vardır o aşıkların içerisindeki plastik fiber sertleştiğinden dolayı vites kolu sertleşir onları da YAĞLATIRSANIZ sorunu çözmüş olursunuz. 
  
Vitesin neden sertleştiği hakkında ve çözümlerini elimden geldiğince anlatmaya çalıştım, yardımcı olabilmişimdir umarım. Herkesi saygıyla selamlıyorum.

En İyi Fren Balata Markası, Fren Balata Markaları...


    Valeo, TRW, Ate, Bocsh, bendix, lucas, Hi-Q, gibi genelde piyasada bulunan fren balata markaları bunlardır ve onlarca daha marka vardır. Bunların içerisinden hangisi en kalitelisi derseniz de benim mutlak favorim TRW veya Valeo dur. Çünkü bu markaların içerisinde tel karışım malzemesi diğerlerine oranla daha az ve bizim servis söylemince kömürlü dediğimiz madde nin balata içerisinde fazla bulunması ve bunun faydası da daha kaliteli bir fren tutumu, daha sessiz fren demektir. Bu iki balatanın eksi tarafı diğer balatalara göre
biraz daha çabuk bitmesidir. Ama bence bu o kadar da önemli bir boyutta değil. Çünkü bir aracın freni ses yapmadan ve sıfır hata ile dört dörtlük çalışsın da bırakın diğerlerine göre bi 3-5 bin km önce bitsin balatalar hiç önemli değil bence. 

   Yalnız şunu da belirtmek istiyorum ben en iyisi olarak TRW ve Valeo markalarını önerdim ama diğer markalar kötü demiyorum. mesela Lucas veya bocsh gibi markalar da kötü değil güvenle kullanabilirsiniz. Bendix mesela özellikle son zamanlarda kaliteli balatalar üretmeye başladı fiyat olarak da fena değil. TRW belki de bunların arasında en pahalı olanı diyebilrim ve Valeo da pek TRW den geri kalmaz. 

Soru ve görüşlerinizi alttaki yorum kısmından yapabilirsiniz, saygılarımla...


EL FRENİ HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYIN...

Seat Ibiza Cupra


80'li yılların başında Fiat ile ortaklığı biten İspanyol Seat aynı zamanda Volkswagen grubunun dikkatini çekmişti. 1990 yılında tamamen bu grubun kontrolüne geçen üretici Alman grubun dinamik tasarıma sahip uygun fiyatlı otomobillerini üretme görevine atandı.

Markanın en uzun soluklu modellerinden olan Ibiza, küçük hatchback otomobiller arasında kendisine önemli bir yer edinirken geçen zamanla birlikte sahip olduğu güç seviyelerinde de artış görüldü. Daha önce de 180 beygir güç üretebilen modelleri bulunan otomobil ilk defa bu güç seviyesini 1.4 litre gibi bir hacimden alabiliyor. Üç ve beş kapılı gövde seçenekleri üretilen Ibiza'nın en güçlü versiyonu Cupra sadece üç kapılı olarak alınabiliyor.


Dış Mekan


İkinci nesilden itibaren hatları yuvarlanan Ibiza'nın dördüncü neslinde köşeli çizgiler dikkat çekiyor. Daha önce testime konuk olan büyük kardeş León'u andıran ön kısımda şık LED gündüz aydınlatmasına sahip bi-xenon farlar, ön panjur altına eklenen hava girişleri ve panjura eklenen Cupra logosu dikkat çekerken yan kısımda 17 inç çaplı jantlar, siyah renkli aynalar ve A sütununun gerisine eklenen kelebek camları görülebiliyor.

Arka kısmı daha da dinamik görünen otomobilin bagaj kapağı üzerinde bir spoiler yer alırken küçük yapılı LED stoplar bu bölümde genişleyen arka çizgiye uyumlu bir görünüm sunuyor. Diğer Ibiza modellerinin aksine bagaj kapağında yer alan Seat logosunun altında Ibiza yerine Cupra yazan otomobilin hava çıkışı görünümlü süslemelere sahip arka tamponunda merkezi egzoz çıkışı ve difüzör gözlerden kaçmıyor.

4.055 mm boya, 1.693 mm genişliğe ve 1.420 mm yüksekliğe sahip olan aracın aks mesafesi 2.469 mm olarak açıklanıyor.


İç Mekan


Yaşam alanında sade bir tasarım dili kullanılan otomobilin büyük kapıları açıldığında ortalama büyüklükteki kapı içi cepleri, siyah renkli kapı kolları ve gövde rengiyle uyumlu kapı içi kaplamaları görülebiliyor. Direksiyon simidinin soluna far kumandası ve küçük bir cep ekleyen üretici yuvarlak havalandırma ızgaraları kullanmış.

Deri kaplı direksiyon simidinin alt kısmını düzeltip üzerinde beyaz renkli dikişler kullanan Seat, simidin arkasına vites değiştirme kulakçıkları, cruise control ve ses sistemi kumandalarını eklemiş. Orta konsola çok dikkat çekmeyen bir şekilde yerleştirilen ses ve havalandırma sistemi kumandalarının altında kapaksız bir cep, iki adet bardaklık ile merkezi kilit, arka rezistans ve lastik basınç seviyesi doğrulama düğmeleri bulunuyor. Vites topuzunun arkasında el freni kolu ve seviyesi ayarlanabilir bir kol dayanağı sunulmuş. Bu kol dayanağı tamamen kaldırılabilirken içinde bir de küçük göz yer alıyor.

Gövde renginde detaylara sahip olan koltuklar şık görünürken iki adet kafalık sunan arka koltukların sırtlıkları yatırılarak 236 litre hacimli bagaj genişleyebiliyor.


Konfor


Bu modelin sürüşünde konfor arıyorsanız yanlış aracı seçmişsiniz demektir. Sert süspansiyon sistemi ve ince yanaklı lastikler yol üzerinde bulunan her detayı hissetmenize neden oluyor. Yol gürültüsü izolasyonu başarılı olan otomobil rüzgar sesi konusunda sınıf ortalamalarında olsa da en güçlü versiyon olan Cupra'nın egzoz sesi zaten rüzgarın etkili olduğu süratlerde bu sesi rahatça bastırabiliyor.

Çok geniş olmayan koltuklar konfor açısından sorun yaratmazken kolayca katlanabilen ön koltuk sırtlıkları sayesinde arkaya geçmek sorun değil. Bu bölümse tahmin edilebileceği gibi çok geniş değil. İki kişi için yeterli omuz genişliği sunulurken baş mesafesi, boyu 1.80 m üzerindekiler için sınırlı. Bunun yanında diz mesafesi araç boyutlarına göre makul seviyede.

Siyah renkli tavanın yarattığı karanlık havayı ön kısmı cam olan tavanla gideren Ibiza Cupra'nın standart donanımında sunulan 7 ileri vitesli, çift kavramalı yarı otomatik şanzıman, cruise control, yol bilgisayarı, elektrikli cam ve yan aynalar, otomatik havalandırma sistemi, seviye ayarlı ön kol dayanağı, MP3 ve CD çalabilen ve direksiyondan kumanda edilebilen ses sistemiyle arka park sensörü kullanışlı konfor donanımları arasında sayılabilir.


Sürüş


Performans beklentileri yüksek olanları yüzüstü bırakmayacak olan bir otomobille karşı karşıyayız. 215/40-17 ölçülerine sahip lastik ve jantlar sert süspansiyon sistemiyle birleşince hem yüksek süratlerde hem de ani direksiyon hareketlerinde kararlılığını bozmayan bir araç ortaya çıkmış. Direksiyon sistemi de hasas olan Ibiza Cupra zorlandığında önden kaysa da otomobilin kontrol edilebilirliği çok başarılı.

İç mekana geçildiğinde metal pedal seti, sıfır konumunda aşağıyı gösteren göstergeler ve alt kısmı düzleştirilmiş direksiyon simidi gibi sportif görünümlü detaylara sahip olduğu görülebilen otomobilin 7 ileri vitesli, çift kavramalı yarı otomatik şanzımanı hem vites kolundan, hem de direksiyon simidi arkasına yerleştirilen kulakçıklardan kumanda edilebiliyor. Bu arada yanal ivmelerin etkileri ön koltuklarda oturanları pek rahatsız etmiyor zira bu kısımda sunulan yan koltuk yan destekleri oldukça yüksek.


Çabuk ve sarsıntısız geçişleriyle dikkat çeken şanzıman manuel modda kullanılırken topuzdan yapılan müdahaleler kulakçıklar kullanılarak yapılanlardan daha hızlı algılanıyor. Hem kompresör hem de turbo beslemeyle donatılan 1.4 litre hacimli motor sadece üretilen 180 beygir güç ve 250 Nm torkla değil her devirde sunduğu canlılıkla da etkiliyor.

Arka tamponun ortasına yerleştirilen egzoz çıkışından yayılan ses sportif sürüşten hoşlananları memnun edecek cinsten olsa da asıl memnuniyet performans verileri görüldüğünde yaşanıyor. 1.184 kg ağırlıkla 0'dan 100 km/s sürate 6.9 saniyede ulaşabilen Ibiza Cupra'nın maksimum sürati 228 km/s.

Yakıt tüketimi konusunda da makul olan otomobilin ortalama tüketim değeri yüksek süratlerde 10 litre/100 km'nin üzerine çıksa da motor devir saati 3.000 d/d altında tutulduğunda aynı mesafede tüketim 6 litre seviyesinin altına indirilebiliyor.


Fiyat/Donanım


Testi bu bölüme kadar okuyanlar için asıl sürpriz burada. Son yıllarda Diesel motorlara olan ilgiden dolayı bu ünitelerle donatılan araçların fiyatı artarken benzinli motorlara olan ilginin azalması fiyatları düşürdü. Performans değerleri etkileyici olan Seat Ibiza Cupra'nın fiyatı 48.300 TL seviyesinden başlıyor.

Standart donanımında LED gündüz farları ve stoplar, far yıkama sistemi, bi-xenon farlar, direksiyonel ön sis farları, 17 inç çaplı jantlar, elektrikli cam ve aynalar, yol bilgisayarı, cruise control, otomatik havalandırma sistemi, direksiyondan kumanda edilebilen, Aux girişli, CD ve MP3 çalabilen ses sistemi, yağmur ve far sensörleri, elektrokromik iç ayna, direksiyon arkasından kumanda edilebilen 7 ileri vitesli, çift kavramalı yarı otomatik şanzıman, sürücü ve yolcu koltuğu altında göz, ön kol dayanağı, metal pedal seti, yokuş kalkış desteği, ön, yan ve perde hava yastıkları bulunan test otomobiline eklenmiş tek opsiyonel donanımsa 1.900 TL değerindeki açılır tavan.


Sonuç


Her geçen gün daha da dikkat çekici bir marka haline gelen Seat'ın küçük hatchback modeli Ibiza'nın keskin hatlardan oluşan tasarımının hakkını en iyi veren versiyon belki de üç kapılı SC gövdeye sahip Cupra versiyonu. Platform ikizi Volkswagen Polo GTI kadar yüksek kalitede bir iç mekan sunmasa da farklı görünümü ve makul donanımıyla dikkat çeken aracın önü açık.

50.000 TL seviyesinin altında alınabilecek en performanslı otomobillerin başında gelen Ibiza Cupra dinamik sürüş karakteristiği, canlı motoruyla uygun ayarlara sahip şanzımanı ve istendiğinde oldukça düşük seviyelere indirilebilen yakıt tüketimiyle bu boyutta bir performans aracı arayanların listesine üst sıralardan giriş yapacaktır.


Fotoğraflar


Test sırasında çektiğim fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

27 Aralık 2013 Cuma

En Az Arıza Yapan Araçların Listesi...

İngiltere de 200 bin araç üzerinde yapılan araştırma, genelde Japon markalarının en az tamire giden otomobiller olduğunu göstermiş :)






Honda VEZEL


Tokyo otomobil fuarında sergilenecek araçlarını tanıtan Honda yeni modellerdense modifiye edilmiş güncel araçlara ağırlık vermiş. Bunun yanında organizasyona yeni SUV VEZEL'in modifiye edilmiş versiyonları da getirilmiş.

Görsel olarak yenilenmiş olan bu araçlardan ilki Modulo'nun geliştirdiği konsept. Honda modelleri üzerinde çalışmalar yapan firmanın Mugen'e göre daha sade bir görünüm sunmasına alıştık. Buna rağmen farklılığı dikkat çekici olan otomobilde yanlarına parçalı splitter eklenmiş yeni ön tampon, siyah renkli yan aynalar, çift renkli jantlar, daha büyük bir spoiler ve hafifçe makyajlanmış arka tampon bulunuyor.


İç mekanında tasarım farklılığı sunmayan Modulo modifikasyonlu VEZEL, koltuklar, vites konsolu, kapılar ve orta konsolda bordo renkli deri döşemelerle daha şık bir hale gelmiş.


Aynı araç için daha çok dikkat çeken bir görünüm sunan Mugen yenilediği ön panjura kendi logosunu koyarken ön tamponu genişletmiş. Jantları da büyüten firma yan etekleri ve arka tamponu yenilerken yan camlara da rüzgarlıklar eklemiş.

26 Aralık 2013 Perşembe

Aracınız Ön Tekerlek Veya Süspansiyonlarından Tıkırtı Şeklinde Ses Geliyorsa Bu Z Rot Mudur ?

Aracınızla seyir halinde ilerlerken yoldaki hafif stabizelerden dolayı yolun durumuna göre kesik kesik ancak sık sık tıkırtı ses geliyorsa bunun sebebi aracınızın denge kolunu amörtisöre veya alt salıncağa (alt tabla da denir) bağlayan Z rot denilen parçalardan geliyordur. Z rotun diğer adı askı koludur. Z rotun iki başlığı bulunur ve bu başlıklardan en az biri boşluk yapmış demektir.
Z rot bozuk olduğunda gelen ses sert çukurlara ve engebelere girdiğinde de gelir ancak sadece sert çukurlarda veya engebelerde geliyorsa ses bu bozuk Z rot sesi değildir. Eğer ses o şekilde geliyorsa salıncak başlıkları yani rotiller boşuk yapmıştır veya da amörtisör kuleleri bozulmuş demektir Z rotla alakası yoktur. Çünkü bozuk olan Z rotun sesini duymak için illa sert çukurlara veya büyük engebelere girmiş olmanız gerekmez, hafif yamalı asfaltta ilerlerken bile sesi rahatça duyabilirsiniz. Eğer gelen ses sanki aracınızın ön göğsünün hemen arkasından geliyormuş gibinize geliyorsa Z rot sesine biraz daha benzeyen Amörtisör kulesinin sesidir ama amörtisör değildir. Çünkü amörtisör sesi daha ince olur ve tıkırtı değilde lıkırtı diye ses gelir diyeyim amörtisörden :)
Z rotu değiştirmek diğer ön düzen parçalarına kıyasla belki de en kolayıdır ( tabi araç markasına göre değişiklik gösterebilir ). Hatta en ucuz olanıdır da diyebilirim. Ortalama bir Z rotun fiyatı 20 ile 60 tl arasında olur. Z rotu değiştirmek için sadece tekerlek ler sökülür ve sonra direk z rot sökülür. Amörtisör kulesinin sökülmesi içinse amörtisörün sökülüp sonra helezon yayının amörtisörden ayrılması gerekir. Z rota kıyasla 2-3 misli fiyatı vardır kulenin. Amörtisör içinse yine aynı işlem yapılır ancak amörtisörün fiyatı da kulenin 2-3 misli kadardır ortalama tabi.
 Saygılarımla...

Aracınızın Arka Cam Rezistansı Bozulursa Nasıl Tamir Edilir ?

Kış aylarında sürücüler, arka camda oluşan buğu yüzünden sık sık görüş problemiyle karşılaşırlar. Buğuyu yok etmenin tek yolu rezistansı çalıştırmaktır. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı kopan ince rezistans telleri, sürücülerin başını ağrıtır. Oysa bu tellerin tamiri, piyasada satılan gümüş sırlı boyalarla birkaç dakika içinde yapılabiliyo.

Buğu Yapar

Her ne kadar yaz aylarında varlığını unutacak bile olsanız, arka cam rezistansı arızalandığında tamiratını siz yapabilirsiniz. Çok ince ve hassas bir yapıya sahip olan rezistans telleri, ya otomobilin camı silinirken ya da otomobil stationwagon ise yükleme sırasında kopar. Isınarak arka camdaki buğuyu yok eden birbirine paralel bağlı bu ince ve hassas yapılı rezistans telleri koptuklarında kendilerini buğu yaparak belli eder. Sağlam olanlar ise görevlerini sürdürmeye devam eder.

Tamiri 5 Dakika

Çoğu kullanıcı, kopan rezistans telini tamir ettirmeye üşenir. Basit bir tel için servise gitmek zahmetli bir iş gibi görünür. Ancak teller kopmaya devam edince arka cam tamamıyla buğu yapar ve asıl sorunlar da o zaman başlar. Servise gitmek için bütün tellerin kopmasını beklemek yanlış olur. Gümüş sırlı iletken boyalar sayesinde, otomobilinizin rezistansını 5 dakikada tamir edebilirsiniz. Üstelik tek başınıza.

Rezistans Nasıl Onarılır?

• Tamir için ilk olarak, tellerden hangisinin kopuk olduğunu tespit etmek gerekir. Bunu anlamak için, rezistans çalıştırılır. Çalışan tellerin üzerindeki buğu çözülürken, kopuk tellerin olduğu bölgede buğu kalacaktır. Buğunun kaldığı bölgede telin üzerindeki kopuk kolaylıkla bulunabilir.
• Gümüş sırlı iletken boyayı kopuk telin üzerine sürmeden önce yüzeyi temizlemek gerekir. Bunun için yüzeyi nemli bir bezle ve diğer tellere zarar vermemek için fazla bastırmadan silmelisiniz.
• Temizlenen zemin kuruduktan sonra, gümüş sırlı iletken boyanın dışarı taşmaması için kutunun içinde bulunan ve ortasında rezistans telinin kalınlığı kadar boşluk olan özel karton, zemin üzerine konulur. Daha sonra, gümüş sırlı iletken boya o boşluğa sürülerek, kopuk iki telin ucu birleştirilir. Eğer kutunun içerisinden, özel delikli karton çıkmamışsa, kopuk kısmın her iki tarafı da bantlanarak boyanın dışarı taşması önlenebilir.
• Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, gümüş sırlı boyaların kullanılmadan önce iyice çalkalanması gerektiği. Boya uygulandıktan sonra, kuruması için 5-6 saat beklemek yeterli. Bu süre zarfında rezistansın çalıştırılmaması gerekir. Ancak bu kadar beklemek istemiyorsanız, bir saç kurutma makinesini boyanın üzerine tutarak daha çabuk kurumasını sağlayabilirsiniz.

Dikkat

Gümüş sırlı boya, sadece arka cam rezistansındaki kopuklukları giderebiliyor. Rezistansın ana bağlantı yerlerindeki hasarlarda ve ön camla yan dikiz aynalarındaki ısıtıcılı camlarda bulunan rezistans arızalarında kullanılmaz. 

Hyundai ix35 1.6 GDI Elite Otomatik


Hyundai'nin kompakt SUV modeli ix35 geçtiğimiz Ekim ayında yenilenmesiyle birlikte Türkiye pazarında 1.6 litre hacimli benzinli motor ve otomatik şanzıman ikilisiyle sunulmaya başladı. Ülkenin vergi politikası nedeniyle fiyatı çok artan 2 litre hacimli turbo Diesel motora sahip modele bir alternatif olarak düşünülen araç bu sayede diğer markalarla da daha etkili şekilde yarışabilecek.

Markanın Tucson modeliyle 2004 yılında girdiği pazarda Kia Sportage'ın teknik ikizi olan aracın ikinci nesil örnekleri 2009 yılında piyasaya sürüldü. Yeni araçların ismi bazı pazarlarda Tucson olarak kalsa da Tucson ix ve Tucson ix35 de kullanılan model adları arasında yer alıyor. Türkiye'de iki motor seçeneği bulunan otomobilin yurt dışında 2 ile 2.4 litre hacimli benzinli ve 1.7 litre hacimli turbo Diesel motor seçenekleri sunuluyor.


Dış Mekan


Piyasaya çıktığı günden bu yana ana hatlarında büyük bir değişiklik olmayan ikinci nesil ix35'in görünümünde ön tamponun altına yerleştirilmiş plastik splitter, sis farları çevresine eklenen siyah kaplamalar, kromajlı ön tampon süslemeleri ve kapı kolları, farların iki farklı yerinde bulunan gündüz aydınlatmaları, koyu renkli jantlar, sinyal entegre edilmiş yan aynalar, spoiler ve LED stoplar dikkat çekiyor.

4.410 mm boya, 1.820 mm genişliğe ve 1.665 mm yüksekliğe sahip olan aracın aks mesafesi 2.640 mm olarak açıklanıyor.

Üzerine eklenen dalgalanmalarla güçlü bir görünüm sunan çamurluklar, geriye doğru uzayan farlar, 17 inç çaplı jantlar, alçak tutulmuş tavan rayları ve kaputa eklenen bombeler aracın dinamik duruşunu pekiştirmiş.


İç Mekan


İç mekanında uzakdoğu etkileri kolayca görülebilen ix35'in ön kapılarında geniş gözler ve çift renkli plastik kaplamalar görülebiliyor Sürücü kapısına ergonomik şekilde yerleştirilen cam ve ayna kumandaları kullanışlı olsalar da ayna kumandalarının aydınlatılmamış olması geceleri sorun yaratabilir.

Ön panelde de çift renk kullanan Hyundai gösterge tablosuışık seviyesi ayarını, yokuş iniş sistemi ve ESP kapatma düğmesiyle birlikte direksiyon simidinin sol tarafına koymuş. Deri kaplı, şık bir direksiyon simidine sahip olan araç bu bölümde ses sistemi, yol bilgisayarı ve telefon kumandaları da sunmakta. Açık mavi ve beyaz renkli aydınlatmalara sahip olan gösterge panelinde renkli bilgisayar ekranı da sunulurken gölgelik yumuşak plastikten üretilmiş.

Orta konsolda, dik yerleştirilmiş havalandırma ızgaralarının arasında ses ve çift bölgeli klimanın kumanda düğmeleri görülebilirken daha aşağıda koltuk ısıtma, park sensörleri ve otomatik park sisteminin düğmeleri bulunuyor. Vites konsolunun önündeyse kapaksız bir göz, USB ve Aux girişleri, çakmak ve 12 Volt soket mevcut. Otomatik şanzımanın zigzaglı vites yollarını konsola entegre etmiş olan Hyundai bu bölümde iki bardaklık, el freni kolu ve altında geniş bir göz olan kol dayanağını eklemiş.

Arka kapılarda da derin gözler sunan üretici arka koltuklar için sunduğu ısıtma sisteminin kumanda düğmelerini de kapılara almış. Ön kısmına bardaklık eklenen katlanabilir kol dayanağı ve üç adet kafalığa sahip olan arka koltukların sırtlıkları yatırılarak 591 litre hacimli bagaj hacmi 1.436 litreye yükseltilebiliyor.


Konfor


Donanım olarak dikkat çekici bir araç olan Elite paketli ix35 bu başlıkta önemli artılara sahip. Hem ön hem de arka tamponlarda park sensörleri bulunan araçta iç aynaya entegre edilmiş geri görüş kamera ekranı ve otomatik park yardımcısı yer alıyor. 17 inç çaplı, küçük olmayan jantlara sahip olan aracın 60 yanaklı lastikleri de darbe emişi konusunda başarılı.

Üç farklı moda sahip olan direksiyon sistemi şehir içi sürüşlerde hafif yapısıyla rahatlık sağlarken orta sertlikte ayarlanan süspansiyon sistemi yol tutuş ve konfor dengesini yakalayabilmiş. Yol gürültüsü iç mekana çok yansımazken çok aerodinamik olmayan yapı rüzgar sesinin erken başlamasına neden olmuş.

Dikkat çekici donanım paketinde dört elektrikli cam, elektrikli katlanabilen yan aynalar, tepe iniş yardımcısı, hem ön hem de arka koltuklarda ısıtma sistemi, direksiyondan kumanda edilebilen güçlü bir müzik sistemi, Bluetooth bağlantısı, USB ve Aux girişleri, çift bölgeli otomatik havalandırma, renkli ekranlı yol bilgisayarı, deri döşeme ve açılabilir panoramik cam tavan bulunurken en büyük konfor donanımı şüphesiz 6 ileri vitesli otomatik şanzıman. Tork konvertörlü tam otomatik ünite yumuşak geçişleriyle dikkat çekerken manuel vites değişimine de izin veriyor.

Geniş koltuk yüzeylerinde konforlu yolculuklar yapmak mümkün. Sürücü koltuğuna bel destek ayarı da ekleyen Hyundai baş, omuz ve diz mesafelerinde sınıfının ortalamalarını tutturmuş


Sürüş


Ülkenin saçma vergi sistemi nedeniyle ix35'in kaputu altına giren 1.6 litre hacimli benzinli motorun otomatik şanzıman ve 1.5 tonluk gövde ağırlığıyla birleşince harikalar yaratması beklenmemeli. 135 beygir güç, 165 Nm tork üretebilen ünitenin sağladığı 160 km/s'lik maksimum sürate bakılarak aracın bir yarış otomobili olmaması beklenebilir.

Direksiyon başına geçildiğinde dikkati çeken hassas gaz pedalı yere sabitlenerek sportif bir etki yaratılsa da özellikle yüksek süratlerde dinamizm için yapılacak tek şey vites düşürmek oluyor. Neyse ki şanzıman bu konuda istekli davranıyor. Haliyle tüm bunların bir de bedeli var. Ortalama test tüketimi 10.9 litre/100 km olarak gerçekleşen aracı düz yolda, düşük süratlerde kullandığınızda ortalama 8 litre/100 km'nin altına düşse de otoyolda yüksek süratlere ulaşıldığında 13 litre/100 km'nin çok üzeri görülebiliyor.

225/60-17 ölçülerindeki lastikler geniş yanaklı olsalar da orta sertlikteki süspaniyon sistemiyle birleşince yol tutuşta dengesizlik sezilmiyor. Farklı modlara sahip olan direksiyon sisteminin hissiz olması dinamik sürüşlerde pek zevk vermeyebiliyor fakat daha önce de belirttiğim gibi aradığınız bir otoban faresi ataklığıysa zaten yanlış araca yönelmişsiniz demektir.

Görsel olarak çok sportif durmasalar da ön koltukların alt bölümde sunduğu yan destekler başarılı. Aracın yüksek G kuvvetlerine maruz kalmayacağını düşünürsek sırtlıklardaki desteklerin biraz alçak olması sorun yaratmıyor.


Fiyat/Donanım


Hyundai modellerinin genel olarak güçlü olduğu bu başlıkta test aracım da gücünü gösterdi. Vergilerin iyice artmasıyla birlikte 2 litre hacimli turbo Diesel motorla donatılan modelin fiyatı 100.000 TL üzerine çıkan ix35'e 1.6 litre hacimli benzinli ünite ilaç gibi gelmiş.

Fiyatı bu sayede yarıya inen aracın giriş modeli Style donanım paketiyle 60.200 TL'ye alınabilirken Elite paketle fiyat 66.500 TL seviyesine çıkıyor. Otomatik şanzıman için 3.000 TL fark isteyen Hyundai standart donanımda elektrikli dört cam ve aynalar, açılabilir panoramik cam tavan, 17 inç çaplı jantlar, deri koltuklar, çift bölgeli havalandırma, ön ve arka koltuk ısıtıcısı, yol bilgisayarı, USB ve Aux girişlerine sahip, MP3 ve CD çalabilen ses sistemi, yokuş iniş ve kalkış destekleri, ön, yan ve perde hava yastıkları, geri görüş kamerası, ön ve arka park sensörleri, otomatik park yardımcısı, elektrokromik iç ayna, çok fonksiyonlu direksiyon simidi, sis farları ve LED gündüz aydınlatması sunuyor.


Sonuç


Sınıfının dikkat çekici modellerinden olan Hyundai ix35'in başarılı satış rakamlarına ulaşmasının önündeki en büyük engel kalktı. 2 litre hacimli turbo Diesel motoruyla hem performans hem de tutumluluk sunsa da vergiler nedeniyle fiyatları yükselen aracın 1.6 litre hacimli üniteyle 60.000 TL seviyesinden başlayan fiyatları potansiyel müşterileri kendisine çekiyor.

Markanın diğer modellerinde olduğu gibi zengin donanımıyla dikkat çeken araç performans severlere değil konfor ağırlıklı araç arayışında olanlara sesleniyor. Otomatik şanzıman opsiyonuyla da bu tip müşterileri kendisine çekmeyi başaracak gibi görünen ix35 1.6 GDI'ın başarılı satış rakamlarına ulaşması zor değilmiş gibi görünüyor. Türkiye için belki de en büyük şanssızlıksa ix35 ailesinin küçük hacimli Diesel motorunun 1.6 yerine 1.7 litre hacimli olması.


Fotoğraflar


Test sırasında çektiğim fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

24 Aralık 2013 Salı

Lumma CLR RS


Şu sıralar modifikasyon dünyasında popüler olan araçlardan birisi de yeni nesil Range Rover Sport. Sadece görünüme yönelik olan paket yaklaşık 29.500 Euro değerinde.

Çamurluk ve yan etekleri genişletilmiş aracın yenilenen tamponunda ek LED aydınlatmalar ve hava girişleri yer alırken alt kısımda bir de splitter bulunuyor. Kaputta ek hava çıkışları açılırken arka kısımda koyu renkli stoplar, çift katlı spoiler, difüzör ve dört çıkışlı egzoz sistemi görülebiliyor. Farklı çap ve tasarımlarda jantlar sunan Lumma Design'ın resimlerde görünen araçta kullandıklarıysa 22 inç çaplı.

İç mekanda da farklı renk ve desende deri döşemeler sunulurken karbon fiber kaplamalar ve özel tasarım paspaslar da unutulmamış.

Volkswagen Mama Up!


Volkswagen'in minik hatchback modeli Up! yeni versiyonlarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Bu araçlardan birisi de büyük ihtimalle tek örnek kalacak olan Mama Up!


İsminden de anlaşılacağı gibi annelere yönelik hazırlanmış bir konsept olan bu aracın gövdesinde beyazla birlikte pembe renkli paneller kullanılırken beyaz renkli jantlar daha büyük boyuta sahip.

İç mekanda da beyaz ve pembe renkler hakim. Bu bölümde ayrıca iptal edilen ön yolcu koltuğu yerine yerleştirilen mama tutacakları ve arka kısımda görülebilen bebek koltuğu da görülebiliyor.

Manhart MH1 400


Manhart Racing tarafından hazırlanan modifikasyon kitlerine bir yenisi eklendi. Güncel BMW 1 Serisi'nin en güçlü modeli M135i için geliştirilen paket görünümü çok değiştirmese de performans artışı dikkat çekici.

Mat siyah folyoyla kaplanmış olan tanıtım aracında 19 inç çaplı jantlar kullanılırken bazı detaylar sarıya boyanmış. Süspansiyon sistemi yenilenen otomobilin fren sisteminde önde 380, arkadaysa 356 mm çaplı diskler görev yapıyor.


İç mekanda Alcantara ile kaplanan yüzeylerin yanında baklava desenli dikişlere sahip sportif ön koltuklar, metal pedal seti ve karbon fiber kaplamalar görülebiliyor.

Kaputu altında görev yapan 3 litre hacimli motoru yeni bir turbo beslemeye sahip olan aracın gücü 400 beygire, torkuysa 561 Nm'ye ulaşmış.

Benzine Yine Zam !!

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25435122.asp

ARACINIZIN FRENİNDEN SES GELİYORSA ?

Değerli kullanıcılar, otomobil tamirciliği yapan birisi olarak aracınızın fren Sorunlarından bahsetmek istiyorum. Bizim servise en çok frenle ilgili şikayet, frene basınca , genelde ince bir ses geldiğidir. Bu fren sonuçta, başka aksamlara benzemez ve herkes de bunun farkında olduğu için hemen ses geliyor diye servise geliyorlar. Teşhisi koymak için ;
    Aracı hemen lifte kaldırıp tekerleklerini söküp fren balata larının durumunu kontrol ediyorum. Genelde aracın fren balataları
bitmemiş vaziyette oluyor.
 Ama illaki seviyesi kullanımdan dolayı düşmüş durumda oluyor. Sesin Gelme sebebi frene basınca mutlak fren balatasıdır. İkinci sırada ise fren diskleri ve kampanalarıdır. Freninden ses gelen araçların genelde fren balata seviyeleri hala yarıda oluyor ama kullanımdan dolayı balata sertleşiyor. Sertleşen balata ise diske baskı uyguladığı için zamanla ses çıkartır.

 Bunun çözümü fren balatalarını değiştirmektir. Ama fren balatasının seviyesi iyiyse ve ses dışında hiçbir sorunu yoksa ? İşte ben burda müşteriye izah ediyorum diyorum ki sesin gelme sebebi fren balatasıdır ancak durumu iyi olduğu için değişmesine gerek yok daha uzun bi süre bu balataları kullanabilrsiniz. Sesin olmasına razı olursanız diyorum. Burada müşteri duruma göre tamam kalsın da diyebiliyor veya yok değişsin de diyebiliyor.

Yani siz de aracı servise götürüp böyle bi izahla karşılasırsanız kalsın deyip değiştirmeyin, eğer durumu iyiyse. Tabi bir de sesten rahatsız olmuyorsanız. Yok ben o sesle binemem arabama diyorsanız fren balatasını değiştirin diyecem de burada dikkat edilecek bi HUSUS da var. Ses geldiği için fren balatalarını değiştirirseniz, eğer fren diskinizin durumu kötüyse yani dairesel çizgi şeklinde oyulduysa yeni TAKTIRMIŞ olduğunuz balata bi kaç haftaya kalmaz o diskin şeklini alır ve ses yine yapmaya başlar. Bu durumda balatayla birlikte diski de değiştirmeniz veya kurtarır vaziyetteyse sildirmeniz gerekir.

 Burada bu kısma dikkat etmeniz gerek mazallah balatanız boşa gitmesin. Şunu da belirteyim Gelen ses balatanızın bitmiş olduğundan da yapabilir. Yani anlattığım gibi sadece sertleşmekle kalmayabilir. Özellikle japon malıysa arabanız balatası kesin bitmiştir. Çünkü onlarda diğer markalardaki gibi kablolu balata seviye ölçer yok diske yakın bir sac parça var. Balata seviye düştükçe o sac parça diske yaklaşır ve en sonunda sürtüp sesi yapmaya başlayarak balatanız bitti diye sizi uyarır. Çoğu japon gruplarında var.

2005 üstü çoğu araçta ve 2005 altı bazı araçlarda da kablolu dediğimiz uyarı sistemi var. Okuyuculu kablo ucu balataya takılır ve balata seviyesi düştükçe diske yaklaşır en sonunda diskle temas edince göstergeden park ikaz ışığı yanar veya marka ve modeline göre buluna balata lambası yakar.

NOT: Freninizden gelen ses yoğun kullanım sonrası gelmeye başladıysa ve ses ince tiz şeklindeyse korkmanıza felan gerek yok. Aracınıza rahatça binebilirsiniz. Müsait olduğunuzda servisinize götürüp disk ve balatalarını kontrol ettirirsiniz.

 Saygılarımla...

Loewenstein LM63-700 C63 AMG Estate


Mercedes C Serisi yenilense de eski modeller için sunulan modifikasyon kitleri arasına yenileri eklenmeye devam ediyor. Ailenin en güçlü station wagon modeli C63 AMG Estate için hazırlanan kit Loewenstein Manufaktur tarafından hazırlanmış.

İsmi çok duyulmamış bir Alman firma olan Loewenstein'ın sunduğu karbon fiber parçalar arasında splitter, yan aynalar ve difüzör bulunurken jant çapları 20 inçe çıkmış. Gövdesi üzerine altın renkli grafikler uygulanan otomobilin diferansiyeli yenilenirken fren, egzoz ve süspaniyon sistemleri de modifiye edilmiş.


İç mekanda farklı renk ve desenlere sahip karbon fiber konsol kaplamaları dikat çekerken metal pedal seti, özel paspaslar ve Alcantara döşemeler de donanıma eklenmiş.

Otomobilin kompresör beslemeye sahip 6.2 litre hacimli v8 motoru üzerinde yapılan modifikasyon çalışmaları sonucunda güç 702 beygire, torksa 883 Nm'ye ulaşmış.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Overfinch Range Rover


Piyasaya çıkmasıyla birlikte modifikasyon kitleri tanıtılmaya başlayan yeni nesil Range Rover üzerinde çalışmalar yapan firmalar arasına Overfinch de katıldı.


Ek LED aydınlatmalara sahip olan ön tamponun alt kısmına splitter eklenirken yan etekler aşağıya doğru uzamış. Daha geniş hava girişleri, ince egzoz çıkışları, spoiler ve yeni bir arka tamponu da donanıma katan Overfinch jant çaplarını 23 inçe yükseltmiş.

İç mekanda ek donanım bulunmasa da farklı renk ve desenlerde döşemeler ve değişik malzemelerden üretilmiş konsol kaplamaları araca uygulanabiliyor.

Kilitli Araba Kapısı Nasıl Açılırı!!!

DC EcoSport


Lüks dediğimizde aklımıza gelen ilk araç Ford'un küçük SUV modeli EcoSport olmasa da DC Design gibi bazı firmalar bu düşünceyi değiştirmeye çalışıyor.

Tamamen yeniden tasarlanan ön kısımda LED farlar, dev hava girişi, tampona yerleştirilmiş yuvarlak aydınlatma grubu, splitter ve ince panjur dikkat çekerken iç mekanda da büyük farklılıklar göze çarpıyor.


Beş koltuklu dizilim yerini dört adet tekli koltuğa bırakırken arka koltukların ortasına küçük bir buz dolabı eklenmiş. Tavanda ahşap kaplama ve özel ışıklandırma dikkat çekerken hem orta konsolun üzerine hem de iç aynanın üzerine ekranlar yerleştirilmiş. Yeni bir ses sistemi ve sürücü koltuğu arkasında bir ekran bulunan otomobilin ön yolcu koltuğu katlanabilirken arka koltuklar da geriye doğru yatırılabiliyor.

22 Aralık 2013 Pazar

Cadillac Amerikan Otomobil Hakkında Detaylı Genel Bilgi ve Resimleri

Henry Martin Leland 1843' te Vermont' ta doğdu. 1890' da ailesi ile birlikte Detroit' e taşındı. Zengin bir keresteci olan Robert C. Faulconer ve bir makine dizayncısı olan Charles H. Norton ile birlikte Leland, Faulconer and Norton şirketini kurdular. 1894' te norton krank mili üretmek için kendi şirketini kurdu ve bu ortaklıktan ayrıldı. Leland and Faulconer ise fren imalatına başlayarak bu konuda ilerledi. 1896' da şirket buhar makineleri ve deniz taşıtları için benzin motorları imalatına başladı.

Haziran 1901' de Leland, Olds Motor Works şirketi ile Oldsmobile' ler için motor üretmek ve geliştirmek için anlaştı.
Yeni tasarladığı motorlar ile beygirgücünü %23 artırmayı başardı. Fakat şirket yöneticileri tarafından bu icat, mart ayında çıkan yangın nedeni ile duran üretimlerinin, bu yeni motor üretilmeye başlanırsa tekrar duracağı ve zarar edecekleri sebebiyle uygulamaya konulmadı. Henry Leland bunun üzerine bir yıl sonra Henry Ford ile birlikte çalışmaya başladı.

Ağustos 1902' de, Ford Otomobil Teşebbüsü' nün finansal yatırımcıları olan William Murphy ve Lemuel W. Bowen, Leland için danışmanlık teklif ettiler. İki yatırımcı Ford' un yarış arabaları tasarlamaması dolayısıyla hayal kırıklığına uğramışlardı. Bu yüzden Leland' ın danışmanlığında şirket hisselerini satmak istiyorlardı. Leland ise Olds tarafından reddedilen yeni motoru göstererek, iki yatırımcının piyasa dışına çıkmamaları için ikna etti. Böylece, Ford' dan ayrılan yatırımcılar ile birlikte Cadillac Automobile Company kurulmuş oldu. Cadillac ismi 18.yy başında Detroid' i keşfeden kâşif Le Sieur Antoine de la Mothe Cadillac' tan esinlenilmiştir. Cadillac' ın ilk başkanı ise C.A. Black olmuştur.

İlk Cadillac, 17 Ocak 1902 tarihinde tamamlanmıştır. İlk Cadillac' ın test sürüşünü ise daha sonra Brush Runabout' u dizayn edecek olan 24 yaşındaki Alanson P. Brush yapmıştır. Ocak ayındaki New York otomobil fuarında görücüye çıkan Cadillac haftanın yarısında 2286 adet satmış ve satışları kapatılmak zorunda kalınmıştır.

1903 yılında Cadillac model isimlerinde “A” kullanmamıştır. Daha sonra ise 1904 Model A ile başlayarak tüm tek silindirli, çift ön makaslı modellerde “Model A” kullanılmıştır.

Cadillac Model A' yı en çok satılan araba yapan etmen zarafetiydi. Tek silindir bakır kaplı 10 silindirlik motoru, 2 hızlı vitesi ve merkezi zincirli frenleri ile çok zarif bir otomobildi. Yıllar geçtikçe değeri azalmak yerine hep arttı. Cadillac Model A' dan sonra yeni otomobiller piyasaya çıksa da onun yeri motor tutkunları için çok farklı olmuştur. Ayıca Cadillac Model A 750$ gibi düşük bir fiyat ile piyasaya çıkmıştır. 4 kişilik modeli ise 850$’dan satılmıştır. Halk arasında emniyetli sürüşü, rahatlığı, ucuzluğu ve üstün çekiş ve tırmanma performansıyla çok iyi bir izlenim bırakmıştı. Öyle ki; reklâm panolarında hep ya yüklü vagonları yokuş yukarı çekerken yada binaların merdivenlerinden çıkarken boy gösteriyordu.

Haziran 1903’te F.S. Bennett Cadillac' ı ilk yurtdışına çıkartan kişi oldu. Bennett İngiltere' deki Sunrising Hill tırmanışına bu Cadillac ile katıldı ve 7. oldu. Fakat cadillac yarışmadaki tek bir silindirli aracıydı. Diğer yarış araçlarında 2 veya 4 silindir bulunuyordu. Yine aynı yıl katıldığı İngiltere' deki “One Thousand Mile Reliability Trial” yarışmasında kendi fiyat aralığında toplam puanlamada 4. olmasına rağmen güvenlik dalında 1. oldu.

1903' te Cadillac motor, vites ve fren sistemlerinin geliştirilmesi için Leland&Faulconer şirketiyle anlaştı. Leland' ın çok titiz çalışmalarıyla gelişmeler sürdürüldü. Fakat Cadillac' ın Cass Avenue' deki şasi ve beden montaj bölümü üretim hızına yetişemiyordu. Ocak 1905' te Cadillac Lland and Faulconer şirketiyle Cadillac Motor Car Company adı altında birleşti. Genel Müdür Henry Leland oldu. Henry Leland' ın oğlu Wilfred ise Murphy' nin altında mali işler müdür yardımcısı oldu.

Tek silindirli Cadillac 1909 yılına kadar üretildi. Tek silindirli Cadillac' ın en büyük başarısı ise 1908 de İngiltere' de yaşandı.

1903 şasisinde, iki eliptik fren istemiyle donatılmış açılı çelik gövde ve ön-arka boru dingiller vardı. Direksiyon simidi, direksiyon dişlisi kontrol kolları ile birlikte sağ tarafa konuldu. Tek şambriyelli lastikler 12 jant ile 22 inç (56cm) tahta tekerleklerin üzerine tutturulmuştu (prototipte 14 jant kullanılmıştı). Motor daha çok Leland & Faulconer' in küçük herkülü diye anılıyordu. Tek silindir ön koltuğun sol alt tarafına yerleştirilmişti. Radyatöre bağlı pervane motoru da ön tarafa yerleştirilmişti. Sökülebilir motor silindiri özel bir bakır ve demir karışımı kullanılarak su ceketli olarak dökülmüştü. Aynı zamanda sökülebilir patlama odası vardı. Dikey valflar silindir oluğuyla bağlantılı ve silindire dikti. Egzoz borusu en alt tarafta şanzımandan gelen bir itme kolu ile bağlıydı. Emme valfı ise en üstte ekzentrik milinden gelen kol ile bağlıydı. Benzin sürücünün altındaki bir depodan yerçekimi yardımıyla iniyordu.

Şanzıman 2 ileri ve bir geri vitesten oluşuyordu. İleri vitesler 3:1 ve 1:1 oranındaydı. Toplam oran 3.1:1 ile 5:1 arasında ve dişli sayısındaki kombinasyona göre değişiyordu. Birincil dişlide 9 veya 10 ikincil dişlide ise 31, 34, 38, 41 veya 45 diş bulunuyordu. Aracın kullanım yerine göre dişli kombinasyonu ayarlanıyordu. Düşük oranlar Runabout serisinde düz ve engebesiz yollar için, yüksek oranlar ise dağlık yollarda veya taşıma amaçlı üretilen araçlarda kullanılıyordu. Ayrıca dişlilerin nasıl değiştirilebilineceği müşterilere öğretiliyordu.

Seri numaralar kullanılmıyordu. Krank üzerinde iki yere motor numarası yapıştırılıyordu. Motor numaraları 1902' de üretilen 3 prototiple birlikte 1' den 2500' e kadardı.






Bizim Juniorlar Tüm Gurme Takipçilerimize Hayırlı Bir Hafta Diler ;)

Bizim Juniorlar Tüm Gurme Takipçilerimize Hayırlı Bir Hafta Diler ;)


An İtibariyle Disney Pixar Cars model araç koleksiyonumuz ;)

An itibariyle Disney Pixar Cars model araç koleksiyonumuz ;)


20 Yıl Önce 20 Yıl Sonra - Roadster ile Büyüyen Bir Nesil Hayalimiz ;)

Çok duygulandım, harika bir foto. R107 ile emeline ulaşmış bu beyfendiyi tebrik ve takdir ediyorum...Allah izin verirse ben de tatlı kızım Lara ve R129'umuz ile benzeri bir fotoyu çekeceğim 12 sene kadar sonra :)