28 Eylül 2013 Cumartesi

Günün Lezzeti'nde İlk Görüşte AŞK: Alfa Romeo 4C (Competizione)


İlk görüşte AŞK....Büyük harflerle yazılmayı sonuna kadar hak eden bu AŞK otomobilinin ismi Alfa Romeo 4C, uzun ve melodik okunuşuyla Quattro Competizione. 




1930'lu yıllardan 60'lı yılların sonuna değin başta motor sporları olmak üzere otomotiv dünyasının saygıdeğer aktörlerinden biri olan efsane mertebesindeki İtalyan otomobil üreticisi Alfa Romeo, yaklaşık 40 yıla yakın bir süredir maddi darboğazlar ve yönetim krizleriyle çalkalanmakta; 20'inci yüzyılın ilk yarısında elde ettiği haklı şöhreti ve karizmayı günden güne yerle yeksan eden kalitesizlik ve başarısızlıkta otomobiller üretmekte, kaçınılmaz bir iflasa doğru son hızla ilerlemekteydi.




Gelin gelelim 21'inci yüzyılın ikinci onyıllık döneminde Alfa, yazımıza konu olan AŞK otomobili 4C ile muazzam bir iddia ile geri dönüş yapıyor. Fiat grubunun koyduğu büyük sermaye ve marka grubunun diğer efsane markaları Ferrari ve Maserati'den alınan know-how yardımları ile hayata getirilen 4C, çok yakında dünyanın dört köşesinde, sınırlı üretim felsefesiyle piyasaya sunulacak.




Söylemesi bile melodik bir heyecan yaratan "Competizione"yi bu kadar özel yapan ve Alfa Romeo'yu efsane olduğu döneme geri döndürecek momentusu başlatacak olan özellikleri sıralayalım isterseniz bu noktada.




Modena, İtalya'da bulunan Maserati fabrikasında yıllık 2500 adetlik üretimi olacak.

4 metre boyunda, 2 metre eninde ve 1,2 metre yüksekliğinde bir cep herkülü ebadında.

Karbonfiber monokok şasisi (sadece 65 kg ağırlığında), fabrika çıkışı takla kafesi (Roll-Cage) ve ultra hafif ve güçlü kompozit materyalden yapılmış kaportasıyla yalnızca 895kg ağırlığında.



Tipik bir süper spor otomobil gibi ortadan motorlu, arkadan itişli yapıda (MR).

%38 ön, %62 arkada yer alan ağırlık dağılımı bulunmakta.

Ağırlık / Güç oranı 4kg / HP.




1,75 litre hacmindeki turboşarjlı TBi motoru ile 240HP güç ve 350NM tork üretmekte.

Bu güç ve torku Alfa Romeo üretimi 6 ileri çiftkavramalı yarı otomatik şanzıman TCT ile arka aksa aktarmakta.

0'dan 100kms hıza 4.5 saniyede ulaşırken azami hız olarak da 260 kms'ye ulaşabilmekte. Bütün bu müthiş verileri ortaya koyarken ise 100km'de yaknızca 6.8lt benzin tüketmekte.




DNA isimli araç yönetim sistemi vasıtasıyla 4 farklı sürüş moduna ayarlanabilmekte. Bunlar sırasıyla: All Weather, Natural, Dynamic ve Race.

Araçta yarış tipi bir süspansiyon sistemi bulunmakta.




Optimum kalkış yapmayı sağlayan kalkış kontrol sistemine (Launch Control) sahip.

Ön-arka akslarda farklı ebatlarda jant ve lastik kombinasyonları kullanılıyor: Tercihe göre 17" ön-18" arka yahut 18" ön-19" arka.




4C tercihe göre spor yahut yarış egzosu ile de sipariş edilebiliyor.


Hepsi ve fazlası için lütfen http://4c.alfaromeo.com/ adresini ziyaret ediniz.

Son olarak meşhur İngiliz Otomobil Test Editörü Chris Harris'in Alfa Romeo 4C'ye hayran hatta meftun olduğu test sürüşünün videosuyla sizlere bugünlük veda ediyoruz, keyifli sürüşler ve güzel bir hafta sonu geçirmenizi dileriz.




  

27 Eylül 2013 Cuma

SsangYong Rexton W e-XDI 2.0 4x4 AT Platinum


Güney Kore merkezli otomobil üreticilerinin son yıllarda yaptığı çıkışı fark etmemek mümkün değil. Ülkenin kardeş firmaları Hyundai ve Kia gezegenin her yanında gün geçtikçe daha da popüler olma yolunda ilerlemekte.

Bu ikilinin yanında biraz daha sönük kalsa da gelişimine devam eden bir firma da SsangYong. Arazi araçları üretimiyle uğraşan firma değişen alışkanlıklara ayak uydurarak SUV segmentine adım attıktan sonra aile bireyleri de çoğalmaya başladı. Bu araçlardan birisi de büyük boyutlu Rexton.


Dış Mekan


Diğer SsnagYong modelleri yavaş yavaş köşeli bir tasarıma bürünürken Rexton'un genel görünümünde yuvarlak hatlar dikkat çekiyor. Geniş ve kromajlı bir ön ızgaraya sahip olan otomobilde LED gündüz aydınlatmaları ve çamurluklara doğru uzanan farlar dikkat çekiyor.

18 inç çaplı jantlara sahip olan aracın yan bölümünde iç mekana ulaşmayı kolaylaştıran basamaklar yer alırken kapı altlarına da kromajlı cıtalar yerleştirilmiş. Arka kısmında LED stoplar ve dev model ismi dikkat çekerken donanım paketine özel spoiler de bagaj kapağı üzerindeki yerini almış.

4.755 mm boya sahip olan aracın genişliği 1.900 ve yüksekliği 1.840 mm. Aks mesafesiyse 2.835 mm olarak açıklanan Rexton'un yaklaşma ve uzaklaşma açıları sırasıyla 28 ve 25.5 derece.


İç Mekan


Açık renkli deri döşemeler ve ahşap görünümlü kaplamalarla lüks bir görünüme kavuşan iç mekanda sunulan plastik kalitesiyse pek iç açıcı değil. Cam ve ayna kumandalarının bulunduğu kapı kılçaklarının altında ince yapılı eşya gözleri yer alırken bu iki bölümün arasına kapılar açıldığında görev yapmaya başlayan uyarı ışıkları eklenmiş.

Dört kollu büyük bir direksiyon simidine sahip olan Rexton'un göstergeleri 90'lı yıllardan kalmış gibi görünüyor. Ses sistemi ve Bluetooth'un kumanda düğmelerine sahip direksiyon simidinin solunda, aracı iki ve dört tekerlekten çekişe geçiren dairesel kumanda düğmesi görülebilirken bu bölümün altında yakıt deposu ve kaput açma düğmeleri bulunuyor.

Orta konsolun üst kısmında yer alan düz alanda 12Volt sokete yer veren SsangYong havalandırma ızgaralarının arasına dijital saat yerleştirirken daha aşağıda ses ve havalandırma sisteminin kumandaları bulunuyor. Konsolun en alt kısmında USB ve Aux çıkışlarına yer verilirken aynı bölümde bir de çakmak bulunuyor.

Vites konsolunda ikisi sabit biriyse katlanabilir üç bardaklık sunan Rexton'da  görev yapan vites kolu zigzaglı bir yola sahip. Ön kol dayanağı altında geniş bir kapaklı göz bulunurken ön yolcunun bacakları yanında bir 12 Volt soketi daha yer alıyor. Aracın boyutlarına göre küçük sayılabilecek bir sunroof sunan SsangYong tavanda bir gözlük kabı ve otomatik olarak kararabilen iç aynaya da sahip.

İkinci sıra koltuklarda iki kafalık, katlanabilir bardaklıklar, havalandırma ızgaraları ve ara kol dayanağı sunan aracın bu bölümünde geriye yatırılabilir sırtlıklar da bulunuyor. Bu alanda baş ve omuz mesafeleri başarılı olsa da diz mesafesi ortalamalarda. Bu koltukların ileriye doğru katlanmasıyla ulaşılabilen 3. sıra koltuklar bagaj zemininde saklanabiliyor. İki kişi için oturma alanı sunan bu koltukarda uzun yolculuklar yapmaksa pek konforlu değil.

3. sıra koltuklar katlandığında 1.339 litrelik bir bagaj hacmine sahip olan aracın bu kısmında duvarlara yerleştirilmiş kullanışlı fileler de yer alıyor. Bagaj zemini altında da geniş gözler sunan Rexton'da arka kapak camının kapaktan bağımsız açılabilmesi de iyi düşünülmüş bir detay.


Konfor


Büyük yapılı bir SUV için sorun olmayan bir bölüm şeklinde nitelendirebileceğimiz konfor bu araç için de pek problem değil. Geniş yüzeyli koltuklar, hafif yapılı direksiyon, elektrikli cam ve aynalar, direksiyon sisteminden kumanda edilebilen ses sistemi ve sunroof gibi donanımlarla yolcularını mutlu eden aracın iç mekan genişliği ve yüksek yapısı da bu alanda olumlu puanlar kazanmasını sağlıyor.

5 ileri vitesli otomatik şanzımanı son teknolojiyi temsil etmese de geçişleri sarsıntısız olan Rexton'un vites değişim işlemi vites kolundan ve direksiyon simidi üzerinde yer alan düğmeler kullanılarak da yapılabiliyor. Aracın iki ve dört tekerlekten çekiş sistemleri arasında yaptığı geçişler de yolcular tarafından hissedilmezken ağır arazi şartları için sunulan "Low Range" fonksiyonu da başarılı bir şekilde çalışıyor.

Yumuşak bir süspansiyon istemine sahip olan aracın lastikleri de 60 yanaklı olduklarından yol üzerinde bulunan bozuklukarın iç mekana iletilmesi oldukça zor.


Sürüş


Rexton'un konforlu olmasını sağlayan özelliklerin büyük çoğunluğu sürüşü olumsuz şekilde etkiliyor. 2 tonun üzerinde olan ağırlıkla birleşen yumuşak süspansiyon sistemi, yüksek yapı ve geniş yanaklı lastikler hızlı direksiyon hareketlerinde büyük gövdenin savrulmasına neden oluyor.

Aşırı turlu direksiyon simidi nedeniyle park manevraları zorlaşırken koltuklarda yan desteklerin yeterli yükseklikte olmaması hızlı girilen virajlarda sorun yaratabiliyor. Sarsıntısız geçişleriyle dikkat çeken şanzımanın vites kolu ve direksiyon simidi üzerinden manuel de kumanda edilebilmesi güzel bir özellik olsa da aracın sportif bir yapısı olmaması bu aksesuarı çok gerekli kılmıyor.

2 litre hacimli turbo Diesel motoru 155 beygir güç, 360 Nm tork üretebilen aracın 2 tonun üzerindeki ağırlığı ve 5 ileri vitesli otomatik şanzımanı hızlanma performansını olumlu etkilemezken 175 km/s'lik maksimum sürat aracın genel yapısı göz önüne alınırsa yeterli.

Arazi şartlarında şaşırtıcı şekilde başarılı olan Rexton'un arkadan itişten dört tekerlekten çekişe ve oradan da Low Range moduna alınması zahmetsiz şekilde halledilebiliyor. Aracın yaklaşma ve uzaklaşma açıları sırasıyla 28 ve 25.5 derece olarak verilirken rampa açısı 22.5 derece.

Ağırlık ve aerodinamik yapısı nedeniyle tüketimi de haliyle çok düşük olmayan Rexton'un test ortalaması 9.5 litre/100 km şeklinde gerçekleşse de sakin ve arkadan itişli modda sürekli kullanımda bu ortalama 8 litre/100 km'nin altına indirilebiliyor.


Fiyat/Donanım


Rexton modellerinin arkadan itiş sistemi ve 6 ileri vitesli manuel şanzımanla başlangıç fiyatı 82.500 TL. Otomatik şanzımanlı ve Limited donanım seviyeli modellerin fiyatları 91.750 TL'den başlarken dört tekerlekten çekiş sistemi için 7.000 TL ek ücret isteniyor. Platinum donanımı için istenen 4.000 TL farkı da ekleyince test aracının fiyatı 102.750 TL'ye ulaşıyor.

Aracın donanımında elektrikli cam ve yan aynalar, otomatik kararabilen iç ayna, deri döşeme, ahşap görünümlü kaplamalar, üç sıra koltuk, 5 ileri vitesli otomatik şanzıman, USB ve Aux girişlerine sahip, MP3 çalabilen ses sistemi, Bluetooth, hız sabitleme sistemi, yokuş iniş yardımcısı, 18 inç çaplı jantlar, sunroof, ESP, arka park sensörü, ön ve yan hava yastıkları, ön cam buz çözücüsü, koyulaştırılmış arka camlar ve açılabilir bagaj kapağı camı yer alıyor.


Sonuç


Giderek daha iddialı hale gelen Güney Kore merkezli üreticilerden bir diğeri olan SsangYong'un büyük araçlarından olan Rexton segmentine iddialı fiyatıyla hakim olmak istiyor. Motor performansı olarak öne çıkmayan aracın en büyük artısıysa sunduğu konfor.

Zengin sayılabilecek donanıma sahip olan aracın geniş iç mekanı ve başarılı dört tekerlekten çekiş sistemi asfalt üzerinde hız yapmaktan ziyade arazide eğlenceli dakikalar geçirilebileceği anlamına geliyor. Çoğu SUV sahibinin unuttuğu bir yer olan araziye meraklıysanız, geniş bir iç mekan arıyorsanız ve bütçeniz bir Range Rover almaya yetmiyorsa SsangYong'u düşünebilirsiniz.


Fotoğraflar


Test sırasında çektiğim fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

BMW X5 eDrive


Koşuşturma arasında Frankfurt otomobil fuarı yenilikleri arasında kaynayan bir konsept de BMW'den geldi. Markanın son yıllarda iyice üzerine düşmeye başladığı hibrit güç ünitesi şimdi de yeni nesil X5'in kaputu altına girdi.

Aracın dış görünümüne bakıldığında hafifçe rötuşlanmış tamponlar, daha aerodinamik bir tasarıma sahip 21 inç çaplı jantlar ve sol ön çamurluğun arka kısmında bulunan şarj ünitesi dikkat çekiyor.


Turbo beslemeye sahip, 245 beygir güç üretebilen 2 litre hacimli motoru 95 beygir güç üretebilen bir elektrik motoruyla eşleştirilen aracın ortalama yakıt tüketimi 3.8 litre/100 km'nin altına indirilebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 7 saniyenin altında ulaşabilen araç sadece elektrik motoruyla 30 km menzile sahipken bu halde maksimum sürati 120 km/s.

26 Eylül 2013 Perşembe

Chevrolet Silverado ve GMC Sierra HD


Geçtiğimiz yıl yeni nesil modelleri tanıtılan Chevrolet Silverado ve GMC Sierra'nın daha ağır işler için uygun olan HD versiyonları da gün ışığına çıktı.

Daha büyük ön ızgara, krom ön tamponlar, çift tekerlekli arka aks, daha büyük yan aynalar ve tavana yerleştirilmiş ek ışıklandırmalara sahip olan araçlarda yan basamak ve tampon köşelerine yerleştirilen ek basamaklar dikkat çekiyor.


İç mekanı 1500 modelleriyle aynı olan araçta bol bol gösterge ve kumanda düğmesi görev yapıyor.

Kaputu altında iki motor seçeneği sunulan araçların 6 litre hacimli benzinli v8 ünitesi 360 beygir güç, 515 Nm tork üretebilirken bu motorun gücü 3500 HD modellerinde 322 beygire düşüyor.


6.6 litre hacimli turbo Diesel ünite 397 beygir güç, 1.037 Nm tork üretebilirken aracın yükleme kapasitesi 3.345 kg'a ulaşmış. Çekme kapasitesi 8.890 kg olan "Ağır" vasıtaların bu kapasitesi opsiyonel olarak sunulan 5. tekerlekle 10.5 tonun üzerine çıkıyor.

Kleemann SLS AMG


Uzun zamandır suskun olan bir diğer modifikasyon firmasından daha iyi haberler geldi. Danimarka merkezli firma Mercedes'in süpersporcusu SLS AMG'yi ciddi şekilde güçlendirdi.

Görünümünde büyük bir farklılık olmayan otomobilde Kleemann'ın tasarımı olan jantlar ve ses seviyesi artırılabilen yeni bir egzoz sistemi görev yapıyor.

6.2 litre hacimli v8 motora kompresör besleme uygulanan araç 770 beygir güç, 845 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 3.3 saniyede ulaşabilen otomobilin 200 km/s'e ulaşmasıysa 9.3 saniye sürüyor. Maksimum süratse 356 km/s.

Equus Bass 770


Bazen standartlaşmasından dert yandığımız otomobil dünyasında arada ilginç şeyler de olmuyor değil. A.B.D. merkezli Equus Automotive üç büyük Amerikalı üreticinin araçlarını tek otomobilde bir araya getirmiş. Üstelik klasik bir görünümle.

Marka bir Hyundai modelinin ismine sahip olsa da Equus'un bu aracı 60'lı yılların fastback tasarımlı Ford Mustang modellerinin görünümüne sahip. Büyük jantları da klasik görünüme sahip olan araçta LED stoplar ve geniş egzoz çıkışları kullanılmış.


İsmi de Mustang Boss modellerini hatırlatan aracın iç mekanıysa Chrysler ve GM modellerinden izler görmek mümkün. Yuvarlak göstergelere sahip olan otomobilde klasik görünümlü ses sistemi, şalterler, dokunmatik ekran ve bol bol kromaj kullanılmış.

Karbon seramik fren disklerine sahip olan aracın fren sistemi Brembo imzası taşırken yol tutuşun günümüz standartlarında olabilmesi için sertlik ayarlı süspansiyon sistemine yer verilmiş.

Kompresör beslemeye sahip 6.2 litre hacimli v8 motorunu da Chevrolet Corvette ZR1'dan alan Bass 770 640 beygir güç, 820 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 3.4 saniyede ulaşabilen otomobilin maksimum süratiyse 320 km/s.

İlgilenenler için aracın fiyatının A.B.D.'de bile 250.000 Dolar seviyesinden başladığını hatırlatayım.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Seat Toledo 1.6 TDI Ecomotive Style


Seat'ta değişim rüzgarları esiyor. Geçtiğimiz yıllarda yuvarlak hatlı tasarımlar ve normalden yüksek tavan yapılarıyla dikkatleri üzerine çeken modeller yeni nesilde yerlerini köşeli hatlar ve yeniden alçalan tavanlara bıraktı. Bu yeniliklerle birlikte bazı ilginç tasarım detaylarını yitiren yeni nesil araçlar daha ciddi görünümleriyle farklı bir havaya bürünmüş.

Değişimden nasibini alan modellerden birisi de Toledo. Üçüncü nesilde yüksek yapılı ve dik inen bagaj kapağına sahip bir hatchback olarak tanıdığımız otomobil dördüncü nesille birlikte bir liftback halini aldı. Yeni görünümüyle daha da iddialı olan otomobilin turbo Diesel motorla donatılan versiyonunu sizler için test ettim.


Dış Mekan


4.482 mm boya, 1.703 mm genişliğe ve 1.461 mm yüksekliğe sahip olan otomobilin aks mesafesiyse 2.602 mm olarak açıklanıyor. Ailenin yeni nesil modellerinde kullandığı köşeli far tasarımına sahip olan otomobilde bu köşeler yan aynalar, tamponlarda göze çarpan detaylar ve stoplarda devam ediyor.

Genel görünümünü sade olarak nitelendirebileceğimiz otomobilin 16 inç çaplı jantları şık dururken bagaj kapağı açma düğmesinin Seat logosu olarak gizlenmiş olması tasarımdaki bütünlüğü artırmış.


İç Mekan


Volkswagen ailesi otomobilleri içerisinde bulunmuş olanlara yabancı gelmeyecek olan iç mekanda açık renkli döşeme ve yüzeyler ferahlık hissini artırırken kromajlı kapı kolları ve havalandırma ızgarası çerçeveleri daha lüks bir hava yaratmış. Şoför kapısında elektrikli cam ve aynaların kumandalarıyla birlikte ortalama genişlikte bir göz de bulunuyor.

Sade bir görünüm sunan havalandırma çıkışlarının yanında ortasında yol bilgisayarı bulunan yuvarlak göstergeler de Volkswagen modellerinden tanıdık. Üç kollu direksiyon simidinin üzerinde ses sistemi ve yol bilgisayarı kumanda düğmeleri yer alırken tanıdık tasarımlı navigasyon ve ses sistemi dokunmatik ekranıyla kullanım kolaylığı sunuyor. Sistemin Aux ve USB girişleri orta konsolun altına alınmış.

Havalandırma sistemi dijital göstergelere sahip olan Toledo'nun orta konsolu altında iki bardaklık bir de kapaksız göz yer alıyor. Vites konsolunda şık tasarıma sahip vites topuzunun arkasında el freni ve yüksekliği ayarlanabilen, kapaklı kol dayanağı bulunuyor.

İç dikiz aynası üzerinde gözlük kabı sunulan otomobilde yükseklik ayarlı ön emniyet kemerleri ön koltuklar arkasında eşya bölümleri yer alıyor. Arka koltuklar için dört adet bardaklık sunan Seat kol dayanağına yerleştirdiği bardaklıkların genişliğini ayarlanabilir yapmış. Arka kapı içlerinde de küçük gözler sunulurken bu bölümde elde edilen diz ve baş mesafesi dikkat çekici.

550 litre gibi geniş bir bagaj hacmine sahip olan Seat Toledo'nun arka koltuk sırtlıkları asimetrik olarak katlanabildiği gibi orta kısımda bulunan küçük kapak sayesinde ince uzun eşyaların taşınması kolaylaşıyor. Bagaj bölümünde kullanışlı plastik kancalar da sunan otomobilin arka çamurluk bölmeleri gerisinde sunduğu açık gözler de işlevsel.


Konfor


Bulunduğu segment dolayısıyla yüksek bir konfor seviyesine sahip olması beklenmeyen aracın sunduğu donanımlar bunun aksine işaret ediyor. Elektrikli cam ve aynalar, direksiyon simidi üzerinden kumanda edilebilen ses sistemi ve yol bilgisayarı, dokunmatik ekranlı navigasyon sistemi, tam otomatik havalandırma ve hız sabitleme sistemi gibi aksesuarlar konforu artırıyor.

Koltukları da konfor ağırlıklı, geniş minderlere sahip olan Toledo'nun arka yaşam alanında sunulan diz ve baş mesafeleri sınıfının iyileri arasında bulunuyor. Yükseklik ve derinliği ayarlanabilen direksiyon simidi sayesinde ideal sürüş pozisyonu kolayca bulunabilirken hem ön hem de arkada sunulan kolçaklar yolculara rahatlık sunan aksesuarlar arasında.

Orta sertlikte bir süspansiyon sistemine sahip olan Toledo'nun sürüş konforu da başarılı. Çok yumuşak olmayan süspansiyon sistemi istenmeyen dalgalanmalara sebebiyet vermezken 16 inç çaplı jantlarla eşleşen lastikler de yeterli yanak genişliğine sahip.

İç mekan tasarımı Volkswagen ailesinde yer alan diğer otomobilleri hatırlatan Toledo'nun sunduğu kalite seviyesi doğal olarak daha yüksek fiyatlı kardeşlerinden farklı. Konsol ve kapı içlerinde sert plastikler kullanılırken bazı donanımların içeriği de maliyet düşürme işleminden etkilenmiş. Örneğin bütün camlar elektrikli olsa da sürücü kapısında sadece ön camların kumandası bulunuyor. Arka cam sileceği opsiyonel donanıma eklenirken arka aksta kampana frenler bulunuyor.

Aracın donanımında yokuş kalkış asistanı bulunsa da bu sistem, ayak uzun süre debriyaj pedalında tutulursa fren yapmayı bırakıyor. Bu nedenle yokuş kalkışlarında vitesli bire erken atmamanızı öneririm.


Sürüş


Volkswagen grubunun sportif yüzlerinden olan Seat'ın bu modeli de markanın imajını yansıtabiliyor. Orta sertlikteki süspansiyon ve hızlandıkça sertliğini artıran hidrolik direksiyon sisteminin birleşimi sürücünün isteklerine hızlı bir şekilde cevap verebilen dinamik bir sürüş karakteristiği olmuş. Ön koltukların oturaklarında düz minderler kullanılmış olsa da sırtlıkta yeterince yan destek sunulmuş.

Çok zorlandığında önden kayma eğiliminde olan aracın ESC'si bu kaymayı kolayca engelleyebiliyor. Biraz daha heyecanlı dakikalar yaşamak isteyenler için kapatılabilen ESC'nin bir dostu da otomobilde görev yapan Michelin Pilot Sport 3 lastikler. 215/45-16 ölçüsüne sahip lastikler, geri kalanında maliyet düşürme çalışmaları yapılmış aracın, konu güvenlik olduğunda eksiği bulunmadığını kanıtlar gibi.

Düşük maliyetin vurduğu bir diğer yerse şanzıman olmuş. Hafif kemikli olsa da yolları belli olan manuel şanzıman 5 vitesli. Bir süredir kullanmadığım 5 ileri vitesli şanzımanın ilk başta araç sürati ve motor devirleriyle uyuşmasında sorun yaşasam da zamanla duruma alışılabiliyor. Gerçi bu donanıma alışılmasa bile tüketim değerinde büyük bir değişiklik yapmak zor görünüyor zira araç oldukça cimri.

1.6 litre hacimli turbo Diesel motoru daha önce test ettiğim Golf TDI'da da kullanılan araç 105 beygir güç, 250 Nm tork üretebiliyor. 1.190 kg ağırlığa sahip olan otomobil 0'dan 100 km/s sürate 10.4 saniyede ulaşabilirken maksimum sürati 190 km/s olarak açıklanıyor. Tamamında klima açık olmak üzere otoyolda yüksek süratlerde ve şehir içinde kullandığım Toledo'nun ortalama yakıt tüketim değeri 5.8 litre/100 km oldu. Stop/Start sistemine sahip olmayan aracın tüketim değeri uzun yolda, sakin kullanımla rahatlıkla 5 litre/100 km ortalamasının altına indirilebilir.


Fiyat/Donanım


Seat Toledo 1.6 TDI'ın Reference donanımı ile başlangıç fiyatı 44.500 TL. Bu paketle birlikte yol bilgisayarı, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, ABS, elektrikli ön camlar, yükseklik ayarlı sürücü koltuğu, katlanabilir arka koltuk sırtlıkları, ön koltukar için ön ve ya hava yastıkları ve manuel kumandalı havalandırma sistemi sunulurken fiyatı 48.800 TL'den başlayan Style donanım paketiyle birlikte dört elektrikli cam, arka park sensörü, 16 inç çaplı jantlar, soğutmalı torpido gözü, ön ve arka kol dayanakları, perde hava yastıkları, yükseklik ayarlı yolcu koltuğu, hız sabitleme sistemi, dönüşe duyarlı ön sis farları, otomatik klima, karartılmış arka camlar, ESC, lastik basınç sensörü ve yokuş kalkış sistemi gibi aksesuarlar alınabiliyor.

Bu pakete ek olarak arka cam sileceği 200 TL, arka koltuk orta kafalığı 150 TL, Bluetooth, 2 ek hoparlör ve USB bağlantısı 950 TL, Alarm 950 TL, Start&Stop 450 TL ve metalik gövde rengi 1.000 TL karşılığında alınabiliyor.


Sonuç


Seat'ın yeni tasarım anlayışı dördüncü nesil Toledo'da da rahatlıkla görülebiliyor. Köşeli hatların eşliğinde daha ciddi bir görünüme kavuşan aracın sağlam altyapısı ve yürüyen aksamının Volkswagen ailesinin daha yüksek fiyata sahip olan üyelerinde de kullanılıyor olması büyük avantaj.

Daha uygun fiyata tanıdık mekanik aksam ve zengin sayılabilecek donanım sunan Toledo'nun Türkiye için en dikkat çekici özelliğiyse 550 litre hacimli büyük bagajı. Büyük değişkenlik sunan yükleme alanı ufak tefek donanım eksikliklerini unuttururken sunulan düşük tüketim değerleri bu konuda da astronomik fiyatlara sahip Türkiye için çok iyi bir haber.


Fotoğraflar


Test sırasında çektiğim fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

Fiat 500L Testi



"Kişiselleştirme"nin, olabildiğince "özel" olmanın tüm sektörlerde olduğu gibi otomotiv sektöründe de trend olduğu günlerde yaşamaktayız malumunuz. Konu otomotiv sektörü olunca, bu popüler kavramlar arasına bir de "crossover" (şehir kullanımı için üretilen arazi aracı havası taşıyan şık ve fonksiyonel otomobiller) kavramını iliştirmek kaçınılmaz oluyor.

Geçtiğimiz haftalarda bu trendlerin tümünü bünyesinde barındıran iddialı bir otomobil olan Renault Captur'u test etmiştik. Test değerlendirmemizden gayet olumlu puanlar almak suretiyle başarıyla ayrılan Captur'dan sonra bu hafta da sizleri Fiat'ın iddialı crossover otomobili 500L ile buluşturuyoruz.

DIŞ:


2si büyük, 2si ortanca ve 2si küçük olmak üzere 6 adet eliptik farın süslediği alabildiğine yuvarlak ve sevimli bir öz görünümü bulunmakta 500L'nin. Kocaman gülümseyen bir ağzı andıran kromajlı Fiat logosu ve minik radyatör ızgaraları da 500L'yi alabildiğine sempatik gösteren diğer unsurlar.


Tavan ve aynalar bir takım, gövde bir diğer takım olmak üzere 2 renkli karoser hatları, içerisine bir çift cam yerleştirilmiş olan geniş A sütunu, donanım tipine göre değişse de hemen hepsinin albenili olarak nitelendirilebileceği alaşım jantları ve kromajlı çıtalarla hareket kazandırılan gayet modern ve şık bir yan profile sahip.


Ön görünümdeki sempatik çizgiyi arka görünüme de taşıyan 4 adet eliptik stop lamba takımı, kocaman 500L amblemi ve yuvarlak bir harmoniyle birleşen bagaj kapağı-tampon ikilisinin mevcudiyetiyle arka görünümü de gayet derli toplu ve şık durumda Fiat'ın yeni cross-overının. 

Fiat 500L'nin dış görünümünü özetle sempatik ve fonksiyonel bulduk. Bununla birlikte, bir crossover araç için biraz fazla kadınsı hatlara sahip olmasından mütevellit daha çok kadın kullanıcıları hedeflediği kanaatine vardık. 


İÇ:


Aracın dışındaki iddialı sempatik çizginin iç kısma geçildiğinde azalarak da olsa devam ettiğini gözlemliyoruz ilk evvela. En üst donanım tipi olan Rockstar'da çift bölgeli dijital klima, Beats Audio üretimi kaliteli bir (navigasyon içermeyen) multimedya sistemi, suni deri-kumaş karışımı koltuk döşemeleri gibi donanımlarla konforlu ve lüks bir atmosfer yaratılmaya çalışılmışsa da; gerek sık rastlanılan işçilik hataları gerekse kullanılan materyallerdeki düşük malzeme kalitesi bu konuda önemli bir olumsuzluk yaratıyor. 


Fiat 500L'nin iç kısmı şık göründüğü kadar geniş bir hacim sunmasıyla da olumlu puanlar alıyor. Gerek ön, gerekse arka koltuklarda toplam 4 yetişkinin rahatlıkla seyahat edebileceği diz ve baş mesafesi bulunmakta. Yalnız aracın dar gövde yapısı sebebiyle arka koltukta 3 yetişkinin seyahat etmesi durumunda bu rahatlığın ciddi oranda azalacağını da not etmiş olalım. 


Buna ilaveten, A ve D sütunlarına konumlandırılmış ilave pencereler ve panoramik cam tavanın etkisiyle 500L'nin en az göründüğü kadar ferah hissettirdiğini de belirtelim.


İç kısımda olduğu gibi, bagaj için ayrılan alanda da hacim sorunu bulunmamakta 500L'nin. Crossover tipi araçlarda günümüz trendi olan çift kademeli bagaj alanı ve ileri-geri kayarak bagaj hacmi ile arka koltuk oturma alanı arasındaki optimum ilişkiyi ayarlıyabilmenize olanak tanıyan sistemlerin mevcudiyeti gayet olumlu sonuç veriyor. 


Netice itibariyle Fiat 500L, iç ve bagaj hacmi ve donanım seviyesi itibariyle sınıfında çıta seviyesini belirleyebilecek bir genişlik sunarken, düşük malzeme kalitesi ve işçilik sorunlarının mevcudiyeti bu alanda mutlak bir başarı elde etmesinin önüne geçiyor.

SÜRÜŞ:


Öncelikle 500L'nin "yola hakim sürüş pozisyonu" itibariyle yerden standart otomobillere oranla bir nebze yüksek olarak tasarlanmış bir Crossover'dan fazlasını sunduğunu belirterek başlayalım söze. Bu başarıda yüksek konumlandırılan ön koltuklar kadar, daha önce de belirtmiş olduğumuz A ve C sütunlardaki ilave pencerelerin de katkısı bulunmakta.

Şimdilik yalnızca 4x2 yani önden çekişli olarak piyasaya sunulmakta olan 500L'de 2si benzinli 2si de dizel olmak üzere toplam 4 motor kullanılmakta. Söz konusu motorlara dair ufak bir bilgi çizelgesini aşağıda bulabilirsiniz.

0.9 lt Turbo Benzinli  
Güç: 105 HP 
Tork: 145NM
0-100kms hızlanma: 12,3 sn
Azami Hız: 173 kms
Ortalama Tüketim: 5,1 lt/100km

1.4 lt Atmosferik Benzinli
Güç: 95 HP 
Tork: 127 NM
0-100kms hızlanma: 12,8 sn
Azami Hız: 170 kms
Ortalama Tüketim: 6,2 lt/100km

1.3lt MultiJet Turbo Dizel
Güç: 85 HP
Tork: 200 NM
0-100kms hızlanma: 14,9
Azami Hız: 165 kms
Ortalama Tüketim: 4,2lt/100km

1.6lt MultiJet Turbo Dizel 
Güç: 105 HP
Tork: 320 NM
0-100kms hızlanma: 11,3
Azami Hız: 181 kms
Ortalama Tüketim: 4,7lt/100km


Otomatik (daha doğrusu robotize manuel) şanzımanın yalnızca 1.3 lt hacmindeki MultiJet Dizel motorda sunulduğu 500L'nin bizim test ettiğimiz modeli 1.6 lt hacmindeki kuvvetli dizel motor seçeneği idi. Gerek tüketim gerekse hızlanma konusunda fabrika değerlerini rahatlıkla tutturduğunu söyleyebiliriz.

Hızlanması ve tüketimi tatminkar olan 500L'nin orta sertlikte seçilen süspansiyonları ve test aracımızdaki Rockstar donanımda yer alan şık 17 inçlik jantları saran 45 yanaklı düşük profilli lastikleri sebebiyle çok da konforlu bir sürüşü bulunmamakta. 

Bilhassa bozuk zeminlerde ve çukur/kasis gibi engellerde sarsıntıyı absorbe etmekte zorlanan 500L konfor kriterinde vasat puanlar alırken; virajlarda yana fazlasıyla yatması, düz yolda ise ziyadesiyle yumuşak ve hissiz olan direksiyonu sebebiyle de sürüş dinamikleri kriterinde de vasatın üstüne çıkamadı.

SONUÇ:

Albenili ve şık dış tasarımı, boyutlarına göre gayet kullanışlı ve geniş tasarlanan kabin ve bagajı, yüksek donanım seviyesi ve ekonomi ve performans kriterlerini rahatlıkla karşılayan modern turbo dizel motoru ile bizden olumlu puanlar toplayan Fiat 500L; düşük malzeme kalitesi ve işçilik seviyesi, konfor ve sürüş dinamiklerinde vasatın üstüne çıkamayan direksiyon ve aktarma organları sebebiyle potansiyeline sahip olduğu sınıf birinciliğini kaybederek testimizi ortalama bir performansla tamamlıyor.

TEST KARNESİ:

Olumlu:
+Albenili ve şık dış tasarım
+Kullanışlı ve geniş kabin ve bagaj
+Yüksek donanım seviyesi
+Modern, ekonomik ve canlı turboşarjlı dizel ve benzinli motorlar
+Otomatik (Robotize Manuel) vites seçeneği

Olumsuz
-Düşük malzeme kalitesi ve işçilik seviyesi
-Oturma minderleri çok kısa tasarlanmış rahatsız ön koltuklar
-Vasat sürüş dinamikleri
-Vasat sürüş konforu







24 Eylül 2013 Salı

Zender Abarth 500 Corsa Stradale


Uzun süredir sesi soluğu çıkmayan Zender 2013 Frankfurt otomobil fuarında sessizliğini bozdu. Firma bu organizasyona güçlendirdiği Abarth 500 ile katıldı.

Genişletilen çamurluklar ve 18 inç çaplı jantlarla dikkat çeken otomobilin yeni ön tamponunda farklı hava girişleri ve LED aydınlatmalar bulunuyor. Kaputu ileriye doğru açılan otomobilin mat beyaz renkli gövdesinde ek hava çıkışları yer alıyor. Arka kısmında yeni tampon, spoiler ve difüzör yer alan aracın çift egzoz çıkışı da ortaya alınmış.


İç mekanda farklı deri döşemeler kullanılırken metal pedal seti de yeni. Işıklandırmalı kapı eşiklerine sahip olan konseptin yaşam alanında başka yenilik yok.

Seviyesi ayarlanabilir süspansiyon sistemiyle donatılan otomobilin turbo beslemeye sahip 1.4 litre hacimli motoru 236 beygir güç, 335 Nm tork üretebiliyor. 0'dan 100 km/s sürate 6.5 saniyede ulaşabilen aracın maksimum süratiyse 232 km/s. Küçük sporcunun 'dan 200 km/s sürate ulaşmasıysa 24.7 saniye sürüyor.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Porsche 911 Turbo ve Turbo S Cabriolet


Alman üretici Porsche'nin 911 model ailesi genişlemeye devam ediyor. Üzeri açılan araçların sergilenecekleri ilk fuarsa Los Angeles'ta olacak.

Tasarımlarında sürpriz bulunmayan araçlar coupé kardeşlerinin detaylarını magnezyum iskeletli kumaş tavanla birlikte sunuyor. Yaklaşık 13 saniyede açılıp kapanabilen tavan bu işi 50 km/s sürate kadar yapabiliyor.


İç mekanda da farklılık sunmayan araçların kaputları altında çift turbo beslemeye sahip 3.8 litre hacimli üniteler görev yapıyor. Turbo'da 520, Turbo S'teyse 560 beygir güç üretebilen motorlar dört tekerlekten çekiş sistemi ve 7 ileri vitesli, çift kavramalı yarı otomatik şanzımanla birlikte sunuluyor.