30 Haziran 2014 Pazartesi

MG3 Trophy Championship Concept


MG'nin küçük hatchback modeli MG3 pistlere çıkmaya hazırlanıyor. Henüz bir konsept olan yarış aracının bir tek marka kupasında kullanılması düşünülmekte.

Ana hatlarını standart araçtan alan konseptte alçaltılmış süspansiyon sistemi, ön tampon altı splitter, kilitleri dışarıdan açılabilen kaput ve bagaj kapağı, 17 inç çaplı jantlar, yeni bir diferansiyel, farklı yan etekler, difüzör ve açısı ayarlanabilir spoiler dikkat çekerken iç mekanda yarış koltukları, yangın söndürme sistemi, yerinden çıkartılabilen direksiyon simidi ve tam boy takla kafesi yer alıyor.

Kaputu altında seri üretim modelde olduğu gibi 1.5 litre hacimli benzinli motor bulunan otomobil turbo besleme yardımıyla 207 beygir güç, 260 Nm tork üretebiliyor.

Mazda RX-8


Mazda RX-8, Japon üretici  Mazda tarafından Nisan 2002 - Ağustos 2012 arasında üretilen spor otomobildir. Motor olarak Wankel motoru kullanımakadır. Wankel motoru 1308 cc'dir. RX-8'de 192,215,231,240 ve 250 HP gücünde beş adet Wankel motoru vardır. Şanzıman olarak 5 ve 6 ileri düz vites şanzımanın yanı sıra 4 ve 6 ileri otomatik vitesde kullanılmaktadır.
 

Wankel motorda piston yerine rotor kullanılarak pistonlu motorlara oranla daha az hacimle daha fazla beygir ve tork üretilmektedir. Tabi daha az hacim daha az yakıt tüketimi anlamına gelmez .
Rx-8 motor tipinden dolayı Türkiye piyasasında pek yer tutamamıştır.
çünkü birçok japon aracında olduğu gibi bu araçtada motor parçaları ülkemizde pahalı satılmaktadır.
Wankel motorlar pistonlu motorlardan daha fazla aşınır ve ömrü daha kısadır ve kilometresi doldoğunda diğer motorların aksine bakım yerine tekrar yenileme gerektirir.
Bu faktörlerde araba parçalarının pahalı olduğu bir ülkede insanların gözünü korkutmaya yetmektedir zaten :)













Modifiye Aşamaları

1) Cam Filmi :

 

Cam filmi modifiyenin en basit aşamasıdır, araca estetik bir görünüm sağladığı gibi, zararlı uv ışınlarından korunmak ve yolcu kabininin güneş ışınlarıyla ısınmasını önlemek amacıyla da kullanılır. Cam filminin diğer bir kullanım alanı sürüş güvenliği sağlamaktır. İyi bir cam filmi gece sürüşlerinde karşıdan gelen keskin ışınları kırarak güvenli sürüş sağlamanıza yardımcı olur. Satış noktalarında “çizilmez cam filmi” veya “amerikan cam filmi” olarak adlandırılır ancak cam filmi çizilmez diye bir kural yoktur. Her cam filmi çizilebilir ancak bazıları daha kaliteli olduğu için çizilmeye karşı daha dayanıklıdır. Ülkemizde aracın ön kısmına cam filmi çektirmek kanunen yasak ancak polis gördüğünüzde camları açarsanız veya gece bir polis gördüğünüzde tavan lambalarını yakarsanız sorun olmaz. Ben bunlarla uğraşamam derseniz tam koyu olmayan 1 ya da 2 numara film çektirmeniz önerilir. Çektirmeniz önerilir diyorum çünkü kendi cam filminizi kendiniz çekmek isterseniz çok uğraşırsınız. Bu konuda uzman bir servisin çekmesi daha uygundur. Maliyeti 50 ile 80 YTL arasında değişebilmektedir.

 

2) Far Kitleri ve Neon Aydınlatma:

 Yine otomobilinde hoş bir görünüm yakalamak isteyenlerin en çok tercih ettiği ürünlerden biridir. Far kiti olarak özellikle Xenon far kitleri sıkça kullanılmaktadır. Bildiğiniz gibi Xenon kimyasal bir elementtir. 1898 yıllında keşfedilmiştir.Otomobillerde ise 1990′lı yıllardan beri kullanılmaktadır ancak son 2-3 senedir yaygınlık kazanmıştır. Xenon farları diğer far kitlerinden ayıran en büyük özellik daha iyi aydınlatma sağlamasıdır. Xenon farların normal sarı renkte ışık veren Halojen farlardan diğer bir farkı ise kit olarak satılmasıdır. Yani bir Xenon lambayı alıp aracınıza direk uyguladığınızda verim alamazsınız çünkü Xenon lambalar mercekli camlara ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle sadece lamba olarak değil far komple set olarak satın alınmalıdır. Kısa mesafede yüksek yoğunlukta ışık yaydığı için daha iyi bir görüş sağlar ancak yansıma fazla olduğundan karşıdan gelen sürücünün gözünü alabilmektedir. Bu nedenle Xenon far alırken Uzun-Kısa değilde sadece Kısa aydınlatma özelliğine sahip farlar tercih edilmelidir.
Diğer bir alternatif ise Angel Eyes adı verilen far kitleridir. Bunlar sürüş anında daha az tehlikeli olabilmekle birlikte beyaz değilde mavi renkte bir ışık yaydığından ve far içerisinde mavi bir halka şeklinde olduğundan göze daha güzel görünmektedir. Xenon ve Angel Eyes far kitlerinin fiyatları kalitesine göre değişmektedir. Ancak ortalama olarak 350 ile 1100 YTL arasındadır.
Neon aydınlatma ise geceleri aracı alımlı gösteren bir başka unsurdur. Neon lambalar ilk olarak dükkanların tabelalarında ve televizyon tüplerinde kullanılmaya başlanmışsa da üretken modifiyeciler tarafından keşfedilerek otomobillere uygulanmıştır. Neon doğada çok az bulunan bir gazdır ve bu gaz genellikle uzunca bir cam tüpün içine doldurulup otomobillerin alt kısmına yerleştirilir ve düşük bir voltajla çalışabilir. Araç altı aydınlatmanın diğer bir alternatifi ise led lambalardır. Yine led lambalar uzunca bir tüpün içine dizilerek küçük bir voltajla çalıştırılabilir.

3) Jantlar ve Lastikler:

Dış modifiyenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Kaliteli jantlar kullanılarak estetik bir görünüm yaratıldığı gibi güvenlik ve performans da sağlanmış olur. Dışarıdan bakıldığında jant basit bir parça gibi görünür ancak tam aksine jantların doğru seçilmesi can güvenliği açısından çok önemlidir. Çünkü jantlar aracın fren disklerinin soğutulmasından, performans ve yakıt tüketimine kadar doğrudan müdahalede bulunmaktadır. Bilindiği gibi jantların ölçüleri inç ( ” ) birimiyle belirlenmekte 1 inç ise 2.54 santimetreye tekavül etmektedir. Ülkemizde en çok tercih edilen jantlar 16 ve 17″ jantlar oluyor bundan yukarısı ise ülkemiz yolları açısından pek sağlıklı değil şehir dışına çıktığınızda sadece görünüşünü beğenip aldığınız jantlar başbelası olur. Ayrıca unutulmamalıdır ki jantlar ne kadar genişlerse ağırlıkta o kadar artar ve gerek frenaj gerekse yakıt tüketimi ve performans açısından olumsuz bir durum oluşur. Bunun önüne geçmek için jant alırken aracınızın motor hacmini, oluşacak yakıt tüketimini ve yol tutuşunu da göz önünde bulundururak jant seçimi yapmalısınız. Jantlar nasıl oluyorda yol tutuşunu engelliyor ? diyenler için bir örnek vermek gerekirse; eminim herkes ufak tefek drift ve drag yarışlarının videolarını seyretmiştir. Dikkat ederseniz drift yarışlarında geniş jantlar ve dar yapılı lastikler kullanılır amaç aracın olabildiğince fazla kaymasını sağlamaktır. Drag yarışlarında ise oldukça geniş lastikler ve dar yapılı jantlar kullanılır buradaki amaç ise aracın olabildiğince az patinaj atmasını sağlamaktır. Jantlar tek parça ve çok parçalı olarak satılmaktadır. Çok parçalı jantlar hasar gördüğünde sadece hasar gören parçanın değiştirilmesine imkan tanır bu nedenle tek parçalı jantlara göre daha avantajlıdır. Jantların fiyatlarıda kalitesine göre değişmektedir. Piyasadaki en kaliteli ve güvenli jantlar ise Momo, Enkei ve O.Z’dir. Aracınıza uygun jantı buradan marka ve model seçerek bulabilirsiniz.
Eğer jant seçimini yaptıysanız sıra geldi lastiklere; genel olarak iki tip lastik vardır. Birincisi standart lastikler ikincisi ise performans lastikleri. Standart lastikler 180 km hıza kadar güvenli sürüş sağlar ve lastik üzerinde ” T ” harfiyle gösterilir, performans lastikleri ise 180 km ve üzeri hıza kadar güvenli sürüş sağlar ve lastik üzerinde ” H ” harfiyle gösterilir.

 4) Rüzgarlık (Spoiler) :

 Sedan otomobillerde bagaj kapağının üzerine, Hatchback otomobillerde ise tavanın arka kısmına takılan ve rüzgarlık olarak bilinen parçadır. Burada ki amaç aerodinamik etkiden olabildiğince fazla yararlanarak aracın yola yapışmasını sağlamaktır. Çünkü bir bir otomobil yere ne kadar güç uygularsa o kadar zor kayar. Yani rüzgarlık güzel bir görünümün dışında yol tutuşu açısından da oldukça aktif rol oynamaktadır. Bu sebeple rüzgarlık alırken sadece şekil olarak beğenip almamak gerekir. Özelliklede rüzgarlığın açısına çok dikkat edilmelidir. Araç hızlandıkça, araca etki eden hava miktarıda artacağı için, rüzgarlık havayı karşılayacak ve aracın arkasının yere bastırılmasını sağlayacaktır. Bir otomobil fabrikadan çıkmadan önce ulaşabileceği en yüksek hız ve buna bağlı olarak oluşacak hava akımı en ince detaylarına kadar hesaplanır. Eğer siz aracınızın motorunu modifiye ederek güç artışı sağlarsanız bu hesaplamaların dışına çıkmışsınız demektir. Bu nedenle araçta fark edilecek hadar güç artışı sağlanmışsa muhakkak rüzgarlık (spoiler) kullanılmalıdır.

5) Spor Amortisörler :


Yere yaklaştırılmış bir binek araç, yerden yüksek bir binek araçtan daima daha sportifdir. İşte spor amortisörlerin kullanım amaçlarından biri budur. Ancak daha önemli bir amaç yol tutuşu sağlamaktır. Yüksek süspansiyona sahip bir otomobil daha fazla esneme payına sahip olacağından keskin bir viraja girildiğinde merkezkaç kuvvetinin etkiyle savrulma eylemi gösterecektir. Spor amortisörlere sahip bir araç için bu durum tam tersidir. Ancak unutmayın ki spor süspansiyonlar daha sert olduğu için konfordan taviz vermeniz gerekecektir.













 

 

 

Enerji Tasarrufunda Büyük Adım


Türkiye'ye 2023 yılına kadar 150 milyar TL kazandırması planlanan “Enerji Takımı” projesinin lansmanı 27 Haziran’da Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nda düzenlenen organizasyonda yapıldı. Lansmanda söz alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Tasarruf için bir Enerji Takımı kurduk. Bu takım sayesinde, 77 milyon ile el ele vererek ülkemizi enerji dolu yarınlara taşıyacağız. Türkiye'nin bu seferberliğe ihtiyacı var” dedi.

Türkiye’nin enerji faturasının yılda 50 milyar Dolar olduğunu belirten Bakan Yıldız tasarruf için kurulan enerjitakımının ülkeyi gezeceğini de duyurdu. Bu şekilde evden yola, okuldan sanayiye kadar her alanda enerji tasarrufu sağlanabilecek.


Önceki dönemde Enerji Hanım ile ev hanımlarına, Enerji Çocuk ile çocuklara ve Enerji Verimli Sanayi ile sanayi kuruluşlarına yönelik olarak oluşturulan Enerji Takımı’nın kapsamı Enerji Verimli Ulaşım başlığıyla genişletildi.

Tahmin edilebileceği gibi benim çok daha yakın olduğum bölüm de bu sonuncusu. Sunumu Ethem Genim tarafından yapılan bölümde verimli sürüş teknikleriyle ulaşılabilecek tasarruf seviyesine dikkat çekiliyor. Direksiyon başına geçen her şoförün aklının bir köşesinde olması gereken maddelere sahip olan tasarruf listesinde çoğumuzun sürüş sırasında unuttuğu noktalar bulunuyor.

Türkiye’nin toplam enerji tüketimi içerisinde %14’lük paya sahip olan ulaştırma sektörü içerisinde yer alan motorlu taşıtların yenilenemez enerji kaynaklı yakıt tüketimini azaltmak, toplu taşımada ve yük taşımacılığında demiryollarının payını artırmak, şehir içi ulaşımında gereksiz yakıt israfını önlemek ve doğaya salınan zararlı gaz emisyonu seviyesini düşürmek gibi büyük hedeflere sahip olan proje sektörün güncel sorunlarına da çözümler üretmiş olacak.


Ülkenin son 25 yıldaki büyüme eğilimlerinin sürmesi durumunda 2020 yılında yolcu trafiğinin, bugünkü düzeyin yaklaşık 3.3 katına, yük trafiğininse 2.5 katına çıkacağı tahminlerinden yola çıkarsak ulaştırma sektöründe enerji verimliliğini artırıcı çalışmaların bir an önce hayata geçirilmesinin önemi de daha iyi anlaşılıyor.

Proje dahilinde otomobil sürücülerinin üzerine düşenler güvenlik ve çevre için de önemli gelişmeler içeriyor. Şehir içinde sürati düşük tutmak, vitesleri mümkün olduğunca düşük devirde değiştirmek, lastik basınçlarını düzenli olarak kontrol etmek, temiz filtreler kullanmak, ömrünü dolduran motor yağını değiştirmek, olabildiğince sabit süratle seyahat etmek ve araç içerisinde gereksiz ağırlık taşımamak gibi önlemler hem ülke hem de bireysel ekonomiye faydalı kalemler.

Bu öneriler haricinde enerji verimliliğini daha da üst seviyelere çıkaracak diğer maddelerse kişisel araç kullanımını azaltmakla ilgili. Şehir içlerinde mümkün olduğu kadar toplu taşımaya öncelik verilmesinin yanında bisiklet kullanımı ve hatta yayan seyahat etmek hem ekonomiyi hem de sağlığımızı olumlu etkileyecektir.

BMW E36


Araba Manyakları

Dikkat Bu Site Bağımlılık Yapabilir ;) >> Kalitenin Adresi !








29 Haziran 2014 Pazar

ARABADA TERMOSTAT NEDİR VE NASIL ÇALIŞIR?

TERMOSTAT YAPISI, ARIZALARI VE GÖREVLERİ


Termostat ; 

Termostat motor suyu sıcaklığını istenen ölçüde sabir tutabilen, motor içerisinde devirdaimin yapılıp yapılmamasını sağlayan bir anahtardır. 

Termostatın Çalışması ;

Motor çalıştığı sürece motor suyu devirdaim pompası vasıtasıyla sürekli motor içerisinde ve soğutma sisteminde dönerek hararet önlenir. Ancak aracı ilk çalıştırdığınızda su soğuk olmasına rağmen de bu işlem devam eder. Motorun sağlıklı çalışma sıcaklığına ulaşabilmesi için bu sistemin geçici süreliğine kapatılması gerekir. Bu da
termostat vasıtasıyla olur.
Termostat motor ile radyatör arasında bulunur. Su sıcaklığı düşükken suyun önünü kapatarak devirdaim etmesini önler. Böylece aracı sabah ilk çalıştırdığınızda motor çalışma sıcaklığına bir an evvel ulaşır. Motorun ısısı gerekli dereceye geldiğinde daha fazla ısınıp hararet yapmaması için termostat açılır ve su soğutma sisteminde dolaşmaya başlar ve bu şekilde termostat görevini yapmaya devam eder. Termostatın açıp suyun devirdaim etmesine rağmen hararet yine yükselince de ısı müşürü durumu algılar ve fanı çalıştırır.

Termostat Yapısı ;

Termostat araç marka ve modeline göre fiziksel farklılıklar gösterir ancak görevi ve çalışması aynıdır. Kimi araçta suyun ısısı 89 derecede termostat açarken kimisinde 75 derecede açar. Ancak genel olarak görevi aynıdır.


Termostat yıllardır araçlarda hep aynı sistemde yapılır ve üzerine başka türlü bir parça kullanılmamıştır. Genelde sarı malzemeden üretilirler. Ortasında bulunan civa ısı arttıkça genleşmeye başlar ve ucundaki kapakçığı iter ve böylelikle suyun geçişine izin verir.
Hyundai Accent 1.5 CRDİ Termostat




Termostat Arızaları ;

Basit bir parça olmasına rağmen arızalandığı zaman ciddi hasarlara sebebiyet verebilir. Arıza çeşitlerini 3 grupra sayabiliriz ;

1- Termostat Sürekli Açık Kalır : Motoru ilk çalıştırdığınızda motor normal çalışma sıcaklığına (90 dereceye) bir an evvel ulaşmak zorundadır. Termostat açık kaldığında motor suyu motorla radyatör ile sürekli devirdaim yapacağı için normal çalışma sıcaklığına ulaşılamaz. Bu durumda araç hem performansı düşük olacaktır hemde fazla yakıt tüketecektir. Ayrıca kış ise kalorifer de tam ısıtmayacaktır.
Eskiden yazın arabalardan termostat sökülürdü hararet yapmasın diye. Hatta duymuşsunuzdur yazlık kışlık termostat olayı vardı. Yazın hararet yapmasın diye düşük derecede açan termostat takılır, kışın ise araba kolay ısınsın diye yüksek derecede açan termostat takılırdı. Günümüz araçlarında böyle bir şeye ihtiyaç yoktur ve zaten fabrikalar da sadece tek çeşit standart dereceli termostat üretiyolar.

2- Termostat Sürekli Kapalı Kalır : Termostatın sürekli kapalı kalması en tehlikeli durumdur diyebiliriz. Çünkü erken farkedilmediği taktirde motorda büyük hasarlara yol açabilir. Termostatın açması gereken derecede açmaması halinde motor suyu radyatöre gidip soğumayacağından dolayı hararet yükselmeye devam eder. Devirdaim olabilmesi için termostatın açık olması şart. 
Termostatın açıp açmadığı motorun sıcak, radyatörün ise hala soğuk kalmasından belli olur. Radyatöre dokunduğunuzda bazı bölgesi sıcak bazı bölgesi soğuksa, veya motor kadar sıcak olmayıp sadece ılık kalışsa termostat açmamış demektir.

3- Termostatın Geç Açması : Otomobil üreticileri termostatın açma derecesini genelde marka göre değişse de 75 ile 89 derece arasında belirler. Örneğin 85 derecede açması gereken termostat 95 derece açar ise aracın motorun normal çalışma sıcaklığını geçmiş olur ve bu da motora zarar verir. 


Termostatın Motordaki Yeri

Termostat araç marka ve modeline göre motordaki yeri ve şekli değişir. Örneğin broadway 1.4 lerde hortumun içinde kelepçe vasıtasıyla dururken, peugeot 206 larda silindir kapağının arkasında, arabanın önüne doğru bakan radyatör üst hortumun geçtiği alüminyum taşıyıcının içerisinde bulunur. Genelde silindir kapağından radyatöre giden hortumların uç kısımalrındaki bağlantı yerlerinde veya silindir kapaklarının üstünde bulunur.

Sizin de termostat ile ilgili soru ve görüşleriniz, veya da termostatla ilgili aracınızda yaşamış olduğunuz sıkıntılarınız varsa yorum kısmından belirtebilirsiniz.





Debriyaj Sistemi Çalışması İçin Tıklayın       


Lambda Sensörü Arızaları İçin Tıklayın

Mazda Hakkında

Mazda ilk olarak 1920 de Bay Jujiro Matsuda ve bir kaç arştırmacı tarafından Hiroşimada Toyo Cork Kagyo Ltd. adı altında kuruldu.Bu şirket şişe mantarı üretiyordu daha sonra adı Abemaki Ağaç Şişe Mantarı Şirketi olarak değiştirildi. 1929 yılına gelindiğinde şirket makine parçaları üretmeye başladı,aynı yıl ilk aracı olan (aslında motosiklet)üç tekerlekli 30 modelini üretmeyi başardı. Araç o kadar başarılı olduki Çin'e MAZDA-GO-A adı altında ihraç edilmeye başlandı. 1934 te şirket adını Mazda olarak değiştirdi. Aslında bay Matsuda mütevazi kişiliği ile tanınan biriydi ama gerek markanın imajı gerekse ailesinin isminin çok fazla ön plana çıkmasını istememesinden dolayı Zoroastrian dininin tanrısı olan Ahura mazda ile özdeşleşsin amacıyla isim mazda olarak kaldı. Aynı tarihte küçük 8 tekerlekli kamyonların üretimine başlandı ve marka ismide üstlerine kondu. 1935 te Mazda, sırf üretim kaabileyetinin artması amacıyla Kaya delgeçleri ve ölçü blokları üretmeye başladı. 1936da şu anki logoya benzer ama aynı olmayan 'uçan M'figürü kullanılmaya başlandı. Bu figür Mazdanın anavatanı olan hiroşimayı temsil ediyordu ve aynı zamanda mazdanın Ahura mazdanında özellikleri olan çeviklik, hız ve yeni ufuklara süzülmeyi ifade ediyordu. 1940'ta İlk küçük sedan geliştirilmeye başlandı ama II.dünya savaşının patlak vermasiyle çalışma rafa kalktı ve ordu için arazi araçları üretimi başladı. 6 Ağustos 1945 teki atom bombası fabrikanın yarısını tahrip etti. Savaş sonrası fabrika tekrar inşa edildi ve üretim başladı. 1960'da Mazda ilk dört kapılı aracı olan R360 Coupe yi üretti. 1961 de NSU ile teknolojik ortaklık kurulup Wankel motorlara yönelik çalışmalar başladı. Bu yıl aynı zamanda mazdanın geleneksel benzinli motor,dizel motor ve wankel motor için beraber adım attığı bir yıl oldu. Bu yıl ilk pikap B1500 üretildi. 1962 de Carol 600 piyasya çıktı ve 1963 te üretim adeti 1 milyonu aştı. 1964'te İlk Familia 800 ve 100 yapıldı. 1965 te ingiliz firma Perkins Services'le dizel motorlar üzerine teknolojik ortaklık kuruldu. 





Nissan GTR !





Wankel Nedir?

Türkiye’de nadir bulunan bu motor modifiye konusunda son noktaya ulaşmış araçların gözdesi olmayı kısa zamanda başarmıştır.Standart motorlara göre hacim olarak yarı yarıya olmasına rağmen güç olarak neredeyse 1000 beygir güç üretmektedir. 100 km de 20 litre yakıt harcayan bu motorlar kullanıcıya mükemmel bir zevk yaşatmaktadır.


İsmi mucidi olan Felix Wankel’den (1902-1988) alan döner pistonlu bu motor üzerindeki çalışmalar 1924 yılında Felix’in kurduğu küçük bir laboratuarda başlamıştır. 1929 yılında yaptığı ilk moturun patentini almayı başarmıştır. 1933 yılında daha gelişmiş DKM32 isimli motoru yaparak çalışmalarına dur durak demeden devam etmiştir. Mütakip 1950 yıllarının başında eski adıyla NSU, yeni ismiyle Audi ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Audi firmasında yapmış olduğu çalışmalarla göz dolduran Felix 136 beygire kadar çok güçlü motorlara imza atmıştır.
Göz dolduran Wankel motorlarını Japonlar,Amerika, İngiltere, İtalya kendi üretmiş olduğu araçlarda kullanarak 185 beygire kadar mükemmel araçlar tasarlamışlardır.
Bu motorun genel özelliklerine bakacak olursak;  4 silindire sahip motor  16 sübaplı ve çift eksantirik ile günümüz motorlarına göre daha az karmaşık yapıya sahiptir. Bu kadar basit bir yapıya sahip olmasına rağmen halen bazı parçalarının onarılması ve daha sağlam yapıya sağlam malzemeden yapılması mümkün değildir. Emme, sıkıştırma ve egzoz zamanları rotorun çevresinde oluştuğu için aşınma daha fazla ve polimer malzemeden yapılması onarılamaz bir hal almasını ve sürekli değişmesini gerektirmektedir.
Wankel’in çalışma prensibini inceleyecek olursak; dört zaman ilkesine göre çalışan motor her bir devrinde eksantirik miline üç devirlik iş yükler. Eksantirik milindeki bu hareket direk şanzımana iletilerek performans düşüklüğü büyük oranda engellenmiştir. Ayrıca motor su soğutmalı yapıya sahiptir. Yapı itibariyle oval bir şeklinin olması emme ve egzoz kanallarının birbirine paralel, ateşleme bujilerinin tam karşısında bulunmasına sebep olmuştur.
Motorun en büyük problemi ise gerçek performansını yüksek devirde yakalamasına bağlı olarak yakıt sarfiyatının oldukça artmasıdır. Türkiye’ de yerli araç olarak sadece Şahin’de bulunan bu sistem drag yarışlarının gözdesidir.

Araba Manyakları




Wankel Nedir?

Türkiye’de nadir bulunan bu motor modifiye konusunda son noktaya ulaşmış araçların gözdesi olmayı kısa zamanda başarmıştır.Standart motorlara göre hacim olarak yarı yarıya olmasına rağmen güç olarak neredeyse 1000 beygir güç üretmektedir. 100 km de 20 litre yakıt harcayan bu motorlar kullanıcıya mükemmel bir zevk yaşatmaktadır.


İsmi mucidi olan Felix Wankel’den (1902-1988) alan döner pistonlu bu motor üzerindeki çalışmalar 1924 yılında Felix’in kurduğu küçük bir laboratuarda başlamıştır. 1929 yılında yaptığı ilk moturun patentini almayı başarmıştır. 1933 yılında daha gelişmiş DKM32 isimli motoru yaparak çalışmalarına dur durak demeden devam etmiştir. Mütakip 1950 yıllarının başında eski adıyla NSU, yeni ismiyle Audi ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Audi firmasında yapmış olduğu çalışmalarla göz dolduran Felix 136 beygire kadar çok güçlü motorlara imza atmıştır.
Göz dolduran Wankel motorlarını Japonlar,Amerika, İngiltere, İtalya kendi üretmiş olduğu araçlarda kullanarak 185 beygire kadar mükemmel araçlar tasarlamışlardır.
Bu motorun genel özelliklerine bakacak olursak;  4 silindire sahip motor  16 sübaplı ve çift eksantirik ile günümüz motorlarına göre daha az karmaşık yapıya sahiptir. Bu kadar basit bir yapıya sahip olmasına rağmen halen bazı parçalarının onarılması ve daha sağlam yapıya sağlam malzemeden yapılması mümkün değildir. Emme, sıkıştırma ve egzoz zamanları rotorun çevresinde oluştuğu için aşınma daha fazla ve polimer malzemeden yapılması onarılamaz bir hal almasını ve sürekli değişmesini gerektirmektedir.
Wankel’in çalışma prensibini inceleyecek olursak; dört zaman ilkesine göre çalışan motor her bir devrinde eksantirik miline üç devirlik iş yükler. Eksantirik milindeki bu hareket direk şanzımana iletilerek performans düşüklüğü büyük oranda engellenmiştir. Ayrıca motor su soğutmalı yapıya sahiptir. Yapı itibariyle oval bir şeklinin olması emme ve egzoz kanallarının birbirine paralel, ateşleme bujilerinin tam karşısında bulunmasına sebep olmuştur.
Motorun en büyük problemi ise gerçek performansını yüksek devirde yakalamasına bağlı olarak yakıt sarfiyatının oldukça artmasıdır. Türkiye’ de yerli araç olarak sadece Şahin’de bulunan bu sistem drag yarışlarının gözdesidir.

Araba Manyakları




Wankel Nedir?

Türkiye’de nadir bulunan bu motor modifiye konusunda son noktaya ulaşmış araçların gözdesi olmayı kısa zamanda başarmıştır.Standart motorlara göre hacim olarak yarı yarıya olmasına rağmen güç olarak neredeyse 1000 beygir güç üretmektedir. 100 km de 20 litre yakıt harcayan bu motorlar kullanıcıya mükemmel bir zevk yaşatmaktadır.


İsmi mucidi olan Felix Wankel’den (1902-1988) alan döner pistonlu bu motor üzerindeki çalışmalar 1924 yılında Felix’in kurduğu küçük bir laboratuarda başlamıştır. 1929 yılında yaptığı ilk moturun patentini almayı başarmıştır. 1933 yılında daha gelişmiş DKM32 isimli motoru yaparak çalışmalarına dur durak demeden devam etmiştir. Mütakip 1950 yıllarının başında eski adıyla NSU, yeni ismiyle Audi ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Audi firmasında yapmış olduğu çalışmalarla göz dolduran Felix 136 beygire kadar çok güçlü motorlara imza atmıştır.
Göz dolduran Wankel motorlarını Japonlar,Amerika, İngiltere, İtalya kendi üretmiş olduğu araçlarda kullanarak 185 beygire kadar mükemmel araçlar tasarlamışlardır.
Bu motorun genel özelliklerine bakacak olursak;  4 silindire sahip motor  16 sübaplı ve çift eksantirik ile günümüz motorlarına göre daha az karmaşık yapıya sahiptir. Bu kadar basit bir yapıya sahip olmasına rağmen halen bazı parçalarının onarılması ve daha sağlam yapıya sağlam malzemeden yapılması mümkün değildir. Emme, sıkıştırma ve egzoz zamanları rotorun çevresinde oluştuğu için aşınma daha fazla ve polimer malzemeden yapılması onarılamaz bir hal almasını ve sürekli değişmesini gerektirmektedir.
Wankel’in çalışma prensibini inceleyecek olursak; dört zaman ilkesine göre çalışan motor her bir devrinde eksantirik miline üç devirlik iş yükler. Eksantirik milindeki bu hareket direk şanzımana iletilerek performans düşüklüğü büyük oranda engellenmiştir. Ayrıca motor su soğutmalı yapıya sahiptir. Yapı itibariyle oval bir şeklinin olması emme ve egzoz kanallarının birbirine paralel, ateşleme bujilerinin tam karşısında bulunmasına sebep olmuştur.
Motorun en büyük problemi ise gerçek performansını yüksek devirde yakalamasına bağlı olarak yakıt sarfiyatının oldukça artmasıdır. Türkiye’ de yerli araç olarak sadece Şahin’de bulunan bu sistem drag yarışlarının gözdesidir.

Araba Manyakları




Mitsubishi EVO 500 HP

Mitsubishi Lancer, ilk kez 1973'te satışa sunulan otomobildir. Bunun dışında sportif Evo versiyonu bulunmaktadır. Evo serisi ise 1992'den bu yana satışa sunulmaktadır. Rallilerde boy gösteren Lancer'ın bu yüzden 'da "Ralliart" versiyonu bulunmaktadır. Lancerler türkiyede 1988 1992 yıllarında satılmıştır..Daha sonra lancerler türkiye topraklarına ithal edilmemiştir.2000 senesinde yedinci nesil lancerler sunulmuş ama bunlarda Türkiye topraklarına ithal edilmemişti. Lancerler 2004 yılında 8 neslini çıkardı.Bu nesil lancere birçok ödül kazandırdı.8.nesil lancer NHTSA kaza testlerine katılmış ve 4 yıldız almıştır.bu nesil yılın otomobili seçilmiştir.Türkiyede lancer 2003 otomobil fuarında tanıtıldıkdan sonra satılmaya başlanmıştır.Lancerde ebd destekli abs çift hava yastıkları merkezi çocuk kilidi gibi güvenlik özellikleri bulunuyordur. Lancerler Türkiye 'ye 1.3ve 1.6 motorlarla ithal edildi.Ancak 1.3 motor çok az ithal edildi.Günümüzde 1.3 lancer bulmak çok zor. Bu nesil toplam 4 yıl sürdü.2004 'den 2008 ' ye kadar sürdü.2008 'de tamemen yenilenerek dokuzuncu nesline kavuştu. 

Araba Manyakları